Şu An Okunan
Bi Gan: Kayıp Hatıraların Peşinde

Bi Gan: Kayıp Hatıraların Peşinde

Bi Gan

Bi Gan’ın epey gösterişli bir görsel üslubu, bu iddialı yaklaşımının özünde ise ilk bakışta görünenden çok daha sade bir bakış ve duyarlılık var. Gerçeklik ve düşler arasında gezinen yönetmenin iki uzun metrajı da doğup büyüdüğü kentin kültüründen yoğun biçimde besleniyor.


Bu yazı, Altyazı’nın Eylül 2020 tarihli 198. sayısında yayımlanmıştır.


Bi Gan’ın 2015 tarihli ilk uzun metrajı Kaili Blues’u (Lu Bian Ye Can, 2015) izleyenler, filmin ikinci yarısındaki upuzun plan sekansı muhakkak hatırlayacaklardır. Yönetmenin dudak uçuklatan bir koreografiyle tasarladığı bu 40 dakikalık kesintisiz sahnede kamera, yeğenini bulma ümidiyle küçük, dağlık Zhenyuan kasabasına gelen Doktor Chen Sheng’in peşinden ara sokaklara dalar, evlerin ve dükkânların içine girip çıkar, nehrin karşı kıyısına geçip geri gelir, bir müzik grubunun sokak performansını dinleyenlerin arasına karışır, kimi anlarda odağını kısa süreliğine yerel halktan insanlara kaydırıp sonra yumuşak geçişlerle başkarakterine geri döner. Aksiyonun hiç durmadığı ve kameranın kıvrak hareketlerle motosikletten kamyonete, sokaklardan küçük bir sandala, sonra yeniden motosiklete geçtiği bu plan sekans, izleyicide yöre halkının gündelik yaşamının ayrıntılarına, birkaç dakikalığına görünüp kaybolan insanların umutlarına ve hayallerine dair güçlü bir duygu uyandırmayı da başarır üstelik.

Bi Gan
Kaili Blues

Genç yönetmen ikinci uzun metrajında bu iddiayı daha da ileriye taşır. Gerçeğin hayalle, geçmişin gelecekle karıştığı Uzun Bir Günden Geceye Yolculuk’un (Diqiu Zuihou de Yewan, 2018) ikinci yarısını bütünüyle kaplayan plan sekansın süresi 60 dakikanın üzerindedir. Bir gizemi çözmeye çalışırken kendi zihninin derinliklerinde kaybolan film noir dedektiflerini andıran kahramanımız Luo Hongwu, arkadaşını öldüren adamın sevgilisi Wan Qiwen’in izini sürmektedir. Kadının çalıştığını öğrendiği karaoke barın açılmasını beklerken gittiği sinema salonunda 3D gözlüklerini takan Luo Hongwu’yla birlikte biz de perdedeki filmi izlemeye başlarız. Ancak kısa süre içinde kahramanın muhtemelen uyuyakaldığını ve bizim de onun rüyasına tanık olduğumuzu hissetmeye başlarız. Zira bu görkemli plan sekansta her şey rüya mantığıyla işlemektedir; karanlık tüneller bilinmez yerlere açılır, bir ping pong raketinin döndürülmesi karakterlerin uçmasını sağlayabilir, kahramanımızın karşısına beklenmedik anlarda birbiri ardına geçmişini hatırlatan kadınlar çıkar. Tamamı uzun bir gecenin derinliklerinde geçen bu plan sekans da yine son derece etkileyici bir biçimde tasarlanmıştır. Fakat genç yönetmenin bu ikinci filmindeki iddiası bununla da sınırlı kalmaz; bir saati aşan bu mizansen, ışık ve koreografi gösterisi üç boyutlu olarak çekilmiştir. Luo Hongwu’nun sinemada 3D gözlüklerini taktığı andan itibaren biz de filmi üç boyutlu olarak izleriz. Söyleşilerinde yönetmen bu tercihini alan derinliğini arttırmak ve izleyicinin mekândan ziyade karaktere odaklanmasını sağlayabilmek gibi görece alçakgönüllü gerekçelere bağlasa da, ortada ciddi bir sinemasal iddia olduğu aşikârdır.

Birbirine Karışan Hikâyeler

Henüz yirmili yaşlarındayken tamamladığı iki uzun metrajındaki bu çarpıcı üslup tercihleri, Bi Gan’ın hevesli ve gösteriş meraklısı bir genç yetenek olduğunu düşündürebilir. Yine de tüm bu görkemli tasarımların özünde, çok daha sade bir bakışın ve incelikli bir duyarlığın yattığını belirtmek gerek. Büyük bölümü Çin’in Guizhou eyaletinde yaşayan Miao azınlığının mensubu olan yönetmen, ikisi de doğup büyüdüğü Kaili ve çevresinde geçen filmlerinde kendi kültürünün geleneklerinden, gizemli efsanelerinden, halk masallarından yoğun bir biçimde besleniyor. Kaili Blues’da aynı zamanda şair olan Chen Sheng’in üst sesi hikâyeye şiirsel bir arka plan sağlarken, arayış hâlindeki kahramanın yolculuğu boyunca karşısına çıkan karakterler de kendi hikâyelerini anlatırlar. Uzun Bir Günden Geceye Yolculuk’ta da Luo Hongwu film noir dedektiflerini andıran buğulu bir üst sesle bize birbirine karışan hatıralarını, içinde kaybolduğu yolculuğu aktarır. Luo Hongwu’nun hapishanede ziyaret ettiği kadın da, rüyasında karşısına çıkan karakterler de sakin bir anlatımla uzak bir geçmişe dair puslu hatıralarını anlatırlar uzun monologlarla.

Bi Gan
Uzun Bir Günden Geceye Yolculuk

Tüm bu anlatılanlara neon ışıklarıyla aydınlatılmış loş odalarda, izbe bar köşelerinde, dipsiz tünellerde ağır kaydırma hareketleriyle, belli belirsiz panlarla neredeyse yüzer gibi dolaşan bir kamera eşlik eder çoğunlukla. Böylece Bi Gan, farklı gerçeklik düzlemleri ve farklı zamanlar arasındaki geçişleri olabildiğince pürüzsüz kılar. Uzun Bir Günden Geceye Yolculuk’ta buna ek olarak, sinema sanatının kendisine dair bir vurgu da yer alır. Luo Hongwu’nun sinema salonunda uyuyakaldığı sahneyle birlikte film ile rüya birbirine karışırken, bir yerde kulağımıza “Bir film ile bir hatıra arasındaki fark, filmlerin her zaman sahte olmasıdır. Filmlerde sahneler birbirini takip eder. Hatıralarsa gerçek ile yalanı birbirine karıştırır.” sözleri çalınır. İlk iki filmine bakarak yönetmenin bundan sonra da gerçek, düş ve hatıra arasındaki gri bölgelerde dolaşmaya devam edeceğini öngörmek zor değil.

Zamanın akışı karşısında bireyin çaresizliği, gerçeğin tekinsiz doğası, insani ilişkilerin kırılganlığı gibi Avrupa sanat sinemasından miras tematik eğilimleriyle, modernist sinemanın klasiklerine doğrudan referans veren görsel buluşlarıyla ve toplumsal gerçekçiliği büyülü bir düşsellikle birleştiren yaklaşımıyla Bi Gan, yakın geleceğin en etkili auteur’lerinden biri olmaya aday.


Bi Gan’ın son filmi Uzun Bir Günden Geceye Yolculuk 24 Mart 2021 tarihinden itibaren MUBI Türkiye’de izlenebiliyor.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.