Şu An Okunan
Beş Maddede Guy Maddin

Beş Maddede Guy Maddin

Analog filmle yapılan deneyler, farklı türler ve üsluplar arasında gidiş gelişler, sinema tarihinin derinliklerinde kaybolup gitmiş filmler, sinemasal ruh çağırma seansları… Kanadalı usta Guy Maddin’in sinemasının alamet-i farikalarını Öykü Sofuoğlu mercek altına alıyor.


1. Darmadağın Bir Sinema Müzesi

Archangel, Guy Maddin
Archangel

Guy Maddin filmlerini seyretmek, görevlilerin raflarını düzenlemeyi unuttuğu bir sinema müzesinde dolaşmaya benzer. Farklı dönemlere, türlere ve akımlara ait biçimler, figürler birbirini kovalar ve seyirci olarak hem bize çok tanıdık gelen hem de daha önce gördüğümüz hiçbir şeye benzemeyen bu sinema evreni karşısında afallamaktan kendimizi alamayız. Sinema tarihi, Guy Maddin filmlerinin beslendiği en temel estetik unsurlardan biridir. Alman Dışavurumculuğu gibi nitelikli ve sanatsal yönü güçlü akımlarla melodram ve kara film gibi popüler türleri harmanlayarak sinema bağlamındaki hiyerarşileri alaşağı eder Maddin. İkinci uzun metrajı Archangel (1990) Birinci Dünya Savaşı propaganda filmlerinin estetiğine göz kırpar. Bir sonraki filmi Careful (1992) ise popülerliği Almanya’da 20’li ve 30’lu yıllar arasında sınırlı kalmış ‘dağ filmi’ (Bergfilme) türünü yeniden gün yüzüne çıkarır.


2. Filmlerin Kayıp Ruhları

The Heart of the World, Guy Maddin
The Heart of the World

Sinema tarihinin tozlu raflarında yer alma şansı bulamamış kayıp ya da yok olmuş filmler de Guy Maddin’in sanatsal pratiğinde ilginç bir rol oynar. Bu filmlerin kayıp ruhlarının bir türlü huzur bulamadığına inanan yönetmen çareyi onları yeniden çekmekte bulmuştur. Maddin’in büyük beğeni toplayan kısa filmi The Heart of the World (2000), Abel Gance’ın kayıp olduğu düşünülen filmi La Fin du Monde’un (1931) özgün bir uyarlamasıdır esasında. 2012 yılında başlattığı Séances projesinde ise sinema tarihinden otuz kayıp filmi kısa film formatında yeniden çekmiş, sonrasında bu filmler fragmanlara ayrılarak bir internet sitesinin veri tabanına dönüştürülmüştür. Maddin bu projesiyle, her ziyarette fragmanlardan farklı bir film kombinasyonu oluşturan ve sonrasında onu hafızasından silen internet sitesini, seyircinin kayıp filmlerle kısa süreliğine de olsa iletişime geçtiği “ruh çağırma seansları” olarak yorumluyor.


3. Peliküle Müdahaleler

Anahtar Deliği, Guy Maddin
Anahtar Deliği

Maddin filmlerinin estetiğinin en temel bileşenlerinden biri de analog filmdir. Pelikülü âdeta bir hammadde olarak kullanan yönetmen fiziksel müdahalelerle eskitme efektleri ortaya koyar. Objektifin üzerine sürdüğü vazelin, görüntülerinden eksik olmayan çizikler ve lekeler filmlerinin bambaşka bir zamana ait olduğu izlenimini yaratır. Maddin’in sinema endüstrisinde yaygın olmayan 8mm, Super8 ve 16mm gibi minör formatları tercih etmesi de dikkat çekicidir. Maddin, 35mm çektiği tek filmi olan Twilight of the Ice Nymphs’ten (1997) bahsederken, bu formatın hareket kabiliyetini ve kadraj değişikliğini engelleyen hantallığının kendisini ne denli zorladığını da dile getirmiştir. Dracula: Pages from a Virgin’s Diary’de (2002) dijital kurgu teknikleriyle tanışan yönetmenin Anahtar Deliği’nde (Keyhole, 2011) ve sonraki filmlerinde tamamen dijital formata geçiş yaparak daha melez ve zamansız bir görsel dil yarattığı söylenebilir.


4. Otobiyografik Mitolojiler

Beyne Vurulan Damga, Guy Maddin
Beyne Vurulan Damga

Aile hatıralarına ve çocukluk travmalarına takıntı derecesinde bağlı olan Maddin ironik, melodramatik ve fantastik türden yaklaşımlarla geçmiş deneyimlerini yeniden ziyaret eder. Geçmişiyle arasına mesafe koymasına imkân veren bu yaklaşımlarla yaşamını ve yetiştiği çevreyi âdeta bir mitolojiye dönüştürür. Bu otobiyografik mitolojinin en somut örneği şüphesiz Maddin’ın ‘Ben Üçlemesi’dir (Me Trilogy). Cowards Bend the Knee (2003), Beyne Vurulan Damga (Brand Upon the Brain!, 2006) ve Benim Şehrim Winnipeg (My Winnipeg, 2007) filmlerinden oluşan seri, ana karakterin isminin Guy Maddin olmasından da anlaşılacağı üzere yönetmenin otobiyografik yaklaşımı zirveye taşır. Bu seriyle Maddin babasıyla sorunlu ilişkisi, abisinin erken yaştaki intiharı, annesi ile teyzesinin işlettiği kuaför salonu gibi çocukluğu ve ilkgençliği üzerinde derin izler bırakan unsurlarla tekinsiz, şiddetin eksik olmadığı, cinsel gerilimi yüksek bir fantezi dünyası inşa eder.


5. Maddin’in Winnipeg’i

Benim Şehrim Winnipeg

Guy Maddin’in geçmişe dönük anlatılarında, doğup büyüdüğü ve bugün hâlâ yaşamını sürdürdüğü Kanada’nın Winnipeg şehri önemli bir konuma sahiptir. ‘Ben Üçlemesi’nin üçüncü filmi Benim Şehrim Winnipeg, Maddin’in bu şehre yazdığı bir şehir senfonisidir âdeta. Yönetmenin “dokü-fantazya” olarak nitelendirdiği film belgesel ile kurmaca arasındaki sınırları belirsizleştiren bir yaklaşıma sahiptir. Maddin’in yaşamındaki kilit figürleri ve deneyimleri kurmaca olarak yeniden canlandırdığı film ayrıca yönetmenin otobiyografik mitolojilerini daha geniş bir kültürel zemine taşır. Filmde bizzat çektiği görüntülerin yanında arşiv görüntülerine de yer veren Maddin’in, şehrin kültürel ve toplumsal tarihine yönelik bir tür arkeoloji çalışması yürüttüğü bile söylenebilir. Winnipeg’in ve mekânlarının hafızasını yönetmenin kendi bireysel deneyimlerinin merceğinden geçirerek ele alan film, Guy Maddin sinemasının eşine az rastlanır bir yerel niteliğe sahip olduğunu da kanıtlar.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.