Şu An Okunan
Beş Maddede Jean Cocteau

Beş Maddede Jean Cocteau

Şair, yazar, ressam, heykeltıraş ve yönetmen Jean Cocteau 20. yüzyılın gördüğü en çok yönlü sanatçılardan biriydi. Güvenç Atsüren beş başlık altında ‘Cocteau evreni’nin sinemadaki yansımalarını inceliyor.


1. Aynaya Bakmak

Jean Cocteau
Bir Şairin Kanı

Ayna imgesi Jean Cocteau’nun sinema alanındaki ilk önemli eseri Bir Şairin Kanı’ndan (Le Sang d’un Poète, 1930) itibaren sık sık karşımıza çıkar. Bu filmde sanatın gücünün altında yatanların, gerçeklikle rüyaların arasındaki ilişkinin peşine düşen şairinin başvurduğu bir enstrümandır ayna. Yönetmenin kariyeri devam ettikçe aynaların anlamı ve kapsamı genişler. Bazen başka bir yeri görmek için kullanılan bir tür gözetleme aygıtına bazen de gerçek dünya ile fantezi evreni arasında geçiş olanağı sağlayan bir kapıya dönüşürler. Fakat aynanın Cocteau için sadece sinematik anlatıları zenginleştiren bir unsur olmadığını, son filmi Orfe’nin Vasiyeti (Le Testament d’Orphée, 1960) açık eder. “Aynalarda yaşlanışımızı izleriz. Onlar bizi ölüme yaklaştırır.” diyen yönetmen bu filmi tüm kariyerine, sanatsal üretimine dönüp baktığı bir ayna gibi tasarlamıştır. Bir Şairin Kanı’yla açılan parantez bu son filmle kapanır.


2. Cocteau Etkisi

Jean Cocteau
Korkunç Aile

Roman ve oyun yazarı, şair, ressam, heykeltıraş, tasarımcı, sinema yönetmeni… Jean Cocteau üretimde bulunduğu alana göre nitelendirilmesi en zor sanatçılardan biridir. Bu çok yönlülük, farklı disiplinlerdeki eserlerinin birbirleriyle ilişki hâlinde olması üzerinden de kendini hissettirir. Tüm eserleri birlikte düşünüldüğünde yekpare bir ‘Cocteau Evreni’ ortaya çıkar âdeta. Bu durum sinema özelinde de geçerlidir. Görece az sayıdaki sinema filmlerinin jeneriklerinin ve setlerinin çoğunu bizzat tasarladığı gibi bu yapımlardan üçü; İki Başlı Kartal (L’aigle à Deux Têtes, 1948), Korkunç Aile (Les Parents Terribles, 1948) ve Orfe (Orphée, 1950) kendi kaleme aldığı tiyatro oyunlarının uyarlamalarıdır. Eserlerinden uyarlanan filmlerdeki Cocteau etkisi, başka yönetmenlerin çalışmalarında da kendisini gösterir. Onun metinlerinden uyarlanan Jean-Pierre Melville imzalı Müthiş Çocuklar (Les Enfants Terribles, 1950) ve Georges Franju imzalı Thomas l’imposteur (1965) Cocteau sinemasından yoğun izler taşır.


3. Büyünün Sineması

Jean Cocteau
Orfe

Rüyalar, yaşam, ölüm, gerçeklik, fantezi, mitoloji ve modernite gibi temalar, Cocteau’nun filmlerinde hemhâl olarak yeni bir anlam düzlemi yaratır. İlk bakışta birbirine taban tabana zıt görünen unsurların bir araya gelmesi, seyirciye uyum sağlaması pek de kolay olmayan bir deneyim sunar. Ama Cocteau bu etkinin sadece tematik düzeyde kalmaması için çabalar ve bu yapıyı özgün sinematik tercihlerle destekler. Bir obje ya da kişinin yere düşerken çekilen görüntüsünü tersine çevirerek kendi film evrenlerinde yerçekimini denetimi altına alır. Orfe’de üst düzey bir örneğini göreceğimiz üzere; oyuncuların zemin üzerine kurulmuş setlerde, yatay eksende yaptıkları eylemleri üst açıdan çekerek seyircinin fizik kurallarıyla şekillenen hareket algısını ciddi şekilde sarsar. Bu gibi yöntemlerle Cocteau, çarpıcı bir biçim-içerik uyumu yakalayarak büyülü bir üslup yaratır filmlerinde.


4. İlham Perisi: Jean Marais

Jean Cocteau
Güzel ve Çirkin

Jean Cocteau, ikinci uzun metrajı Güzel ve Çirkin’den (La Belle et la Bête, 1946) itibaren tüm filmlerinde rol alan, özel hayatında da çok yakın olduğu Jean Marais’nin Orfe’deki performansı için şu yorumu yapar: “Ruhuyla filmi benim için aydınlatıyor.” Marais’nin canlandırdığı karakterler, yönetmenin fantastik öğelerle bezeli, başka bir dünyadan gelmiş gibi görünen anlatılarına insani bir boyut katar. Onun jest ve mimikleri karakterlerin tutkularını, heyecanlarını, hayal kırıklıklarını, kederlerini seyirciye geçirmek açısından kilit önem taşır. Usta oyuncunun varlığı, Cocteau sinemasının fiziksel boyutunu öyle domine eder ki onun perdede arz-ı endam etmediği bir Cocteau filmini tahayyül etmek bile güçleşir. Bu bütünleşme hâli, sinema tarihinde pek çok örneğini gördüğümüz yönetmen-oyuncu ya da yaratıcı-ilham perisi çiftlerinin en özellerinden biri kılar bu ikiliyi.


5. Bitmeyen Tutku

Jean Cocteau
Orfe’nin Vasiyeti

Cocteau’nun filmlerinde atmosfer, karakterlere kıyasla daha baskındır. Onun sinemasından bahsedilirken öncelikle bu büyülü atmosferin yarattığı hissiyattan dem vurulur. Fakat yönetmenin odaklandığı karakterler arasındaki duygudaşlık durumu da dikkat çekicidir. Cocteau’nun sinematik yolculuğunu başlatan Bir Şairin Kanı’nın ve bu yolculuğu noktalayan Orfe’nin Vasiyeti’nin merkezinde yer alan sanatçılar, yaratım sürecinin doğurduğu gizeme dizginlenemez bir tutkuyla bağlıdır. Orfe’de bu tutku, hem şiire hem Eurydice’e hem de kendini María Casares’in suretinde gösteren ölüme yönelirken Korkunç Aile’de anne oğluna sınıflandırılması zor bir tutku besler. Güzel ve Çirkin’in başkarakterlerinin birbirlerine karşı hissettikleri tutku, fiziksel dezavantajları işlevsiz kılar. Cocteau’nun karakterlerini harekete geçiren birincil motivasyon kaynağı, bitmek tükenmek bilmeyen tutkularıdır.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.