Şu An Okunan
Karantina Söyleşileri #8: Mehmet Aktaş

Karantina Söyleşileri #8: Mehmet Aktaş

Taşa Yazılmış Hatıralar, Çirkin Kral Efsanesi ve Reşeba gibi filmleriyle tanınan yapımcı ve senarist Mehmet Aktaş, Duhok’ta geçirdiği karantina günlerini ve bu dönemdeki halet-i ruhiyesini paylaşıyor.

Söyleşi: Sinan Yusufoğlu

“Bu süreçten en çok yoksullar, işsizler ve hiçbir sosyal güvencesi olmayan milyonlarca insan etkilenecek.”

Salgın günlerinde kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Aylardır Irak Kürdistan’ında, Duhok’tayım. Bûka Baranê isimli bir filme başlamıştık. Daha önce birlikte çalıştığım Hussein Hasan yönetmenliğini yapıyor. Ben de filmin senaristi ve yapımcısıyım. Salgın başlar başlamaz çekimlere ara verdik. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi başından beri meseleyi çok ciddiye aldı. Burada bir asayiş kültürü var, en iyi işleyen şey “security” (güvenlik). Bu nedenle vakaların yoğun olduğu İran, Türkiye ve Irak’la sınırları çok erken kapattılar. Dünyada en az vakanın olduğu şehirlerden biri Duhok. Özellikle buradaki mültecileri korumak adına ciddi önlemler aldılar. Bu, yerel hükümet için çok pozitifti.

Bu dönem insanın kendisi üzerine çok düşündüğü bir dönem. Yeni bir dünyaya gözlerimizi açtığımız kesin. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına inanıyorum. En azından kişisel olarak benim için böyle olacak. İnsan böyle dönemlerde kendisiyle hesaplaşma motivasyonu da buluyor.

Bugünlerde yeniden doğayı keşfetme hissine kapıldım. Doğayla barışma ve yüzleşme… Bütün bu salgın hastalıkların, insanların doğayla ilişkilerinin ve doğayı vahşice kullanmalarının bir sonucu olduğuna inanıyorum. İklim değişiklikleri ve çevre sorunları yıllardır dünyanın gündeminde ve bu salgının da bütün bunların doğal bir sonucu olduğunu düşünüyorum.

“Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” gibi radikal bir söylem de hâkim. Bugünler geçince bir şeylerin değişeceğine inanıyor musunuz?
Çok olumsuz sonuçları da oluyor bu sürecin. Kim ne derse desin bu süreçten en çok yoksullar, işsizler ve hiçbir sosyal güvencesi olmayan milyonlarca insan etkilenecek. Bunun bir yerde biteceğine de inanıyorum. Sadece politikacıların değil tüm insanların da her şeye dair yeniden düşünmesini sağlayacak bir süreç yaratabilir.

Kapanan sinema salonları, iptal edilen festivaller, dijital platformların yükselişi derken sinemanın geleceğini de konuşur olduk. Özellikle bağımsız sinemanın geleceğine dair neler düşünüyorsunuz?
Netflix, Amazon, Hulu gibi dijital dağıtım ağları bu süreçten çok kazançlı çıktı. Bağımsız arthouse filmler yapmaya devam edeceğiz tabii ki ama artık başka platformlar için de filmler yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Eski alışkanlıkları sürdürmenin yeni dönemde çok faydası olmayacak.

Böyle kriz dönemlerinde en büyük darbeyi kültür alanı alıyor. Yine öyle olacak. Batı Avrupa ülkeleri şimdiden kültür sanat alanı –özellikle sinema– için çok büyük önlemler aldı. Ama Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler bunu yapabilecek mi çok emin değilim. Her şeye rağmen bu yeni dünyaya entegre olmamız gerekiyor.

Karantina günleriniz nasıl geçiyor? Neler okuyor ve izliyorsunuz?
Bugünlerde eski filmlere geri döndüm. Theo Angelopulos’un ilk dönem filmlerinden son filmlerine kadar neredeyse tüm filmlerini yeniden izledim. Hitchcock’un filmlerini izliyorum. Aslında bildiğim filmlere yeni bir gözle tekrar bakmaya çalışıyorum. Haneke’nin ilk filmlerini izledim. Dün gece Fernando Solanas’ın Güney (Sur, 1988) filmini çok büyük zevkle izledim. Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi’nin (The Curious Case of Benjamin Button, 2008) senaryosunu çok severim. Daha önce izlemiştim, bu aralar iki kez daha izledim.

Bextiyar Eli’nin ‘Êvara Perwaneyê’ (Pervane’nin Akşamı), Herta Müller’in ‘Aç Melek’ ve Niccolo Ammaniti’nin ‘Anna’ romanlarını okudum bugünlerde. ‘Anna’nın hikâyesi çok ilginç. 2020 yılında geçiyor. Ölümcül bir virüsün Belçika’da ortaya çıkıp kısa sürede tüm Avrupa’ya yayılmasından dört sene sonrasını anlatıyor. Tüm yetişkinlerin öldüğü, geriye sadece çocukların kaldığı hayalet şehirlerden oluşan bir dünya.

© 2013 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.