Şu An Okunan
Emma Seligman ile Şiva Bebeği Üzerine Söyleşi: ‘Trajikomik Kimlik Krizi’

Emma Seligman ile Şiva Bebeği Üzerine Söyleşi: ‘Trajikomik Kimlik Krizi’

Emma Seligman’ın ilk uzun metrajı Şiva Bebeği genç bir seks işçisinin trajikomik öyküsünü anlatıyor. Kanadalı genç yönetmen, kahramanının birbiriyle çatışan kimliklerinin ve bu çatışmanın yarattığı kimlik krizinin üzerine gitmeyi amaçladığını söylüyor.

Söyleşi: Aslı Ildır

Kanadalı genç yönetmen Emma Seligman’ın imzasını taşıyan ve senenin heyecan verici ilk filmleri arasında yer alan Şiva Bebeği (Shiva Baby, 2020) MUBI Türkiye’de gösterimde. Prömiyerini South by Southwest’te yaptıktan sonra Toronto Film Festivali’nde seyirciyle buluşan film, seks işçisi olarak çalışan Danielle’in bir cenaze töreni sırasında yaşadığı trajikomik anlara odaklanıyor. Seligman’la ilk filmini çekerken yaşadıklarının hikâyeye nasıl yansıdığını, filmin gerilim dolu atmosferini nasıl kurduğunu ve başkarakterinin cinsellikle ilişkisini konuştuk.

Şiva Bebeği’nde, New York Üniversitesi’nde bitirme projesi olarak çektiğiniz kısa filmden esinleniyorsunuz. Filmin ana karakteri Danielle’in sürekli kaygılı olduğunu ve etrafının çeşitli “seslerle” sarılı olduğunu görüyoruz, birileri sürekli ona ne yapması gerektiğini söylüyor. Bu anlamda filmin, ilk filmini üretmeye çalışan genç bir yönetmenin deneyimlerini de yansıttığını söyleyebilir miyiz?

Kesinlikle. Benim sinemacı olmaya karar vermem ile Danielle’in kariyer konusundaki kafa karışıklığı birbirine çok benziyor. Karakteri yönetmen olarak da tasarlayabilirdim ama bunun kendini beğenmişlik olacağını düşündüm. Ailem bu kariyeri seçtiğimde nasıl para kazanacağım konusunda çok endişeliydi ve bir prodüksiyon şirketinde birilerinin asistanlığını yapmam gerektiğini, ancak belki seneler sonra kendi filmimi çekebileceğimi düşünüyorlardı. Ancak ben film okuluna bu üretim zincirinin bir parçası olmak için girmedim, yapımcı olmak istemiyordum. Bahsettiğiniz seslere geri dönecek olursak, benim de kafam çok karışıktı. Bir yandan bebek bakıcılığı yapıyordum, bir yandan filmimi çekmeye ve para biriktirmeye çalışıyordum. Dolayısıyla Danielle’in bu deneyimi benim ailemle yaşadığım deneyime çok benziyor. Film bir şekilde başarılı olduğu için ailem de şu an durumu biraz daha kabullenmiş durumda.

Film çok temel bir kaygı ve gerilim hissi üzerine kurulu ancak bu kaygının gerçek nedenini tam olarak öğrenemiyoruz. Görünürde bazı nedenler olsa da bu yoğun duygu bazen hikâyenin önüne geçiyor. Bir yandan da filmi hayal ederken kısa versiyonun uzunu için bir taslak gibi işlemesini istediğinizi söylüyorsunuz. Filmin ana duygusu en başından beri bu kaygı ve gerilim miydi? Bu duyguyu yaratırken ne tür sinematik araçlardan yararlandınız?

Aslında temel olarak üzerine gitmek istediğim şey, Danielle’in birbiriyle çarpışan çeşitli kimlikleriydi. Hayatımın kendimin farklı versiyonlarını bir arada tutmaya çalıştığım bir dönemindeydim ve elbette çok kaygılıydım. Mezuniyetim de yaklaşıyordu ve farklı insanlar için farklı kimlikler sergileme zorunluluğum daha da artmıştı. Dolayısıyla filmin anafikri, Danielle’in kendisinin iki farklı versiyonunu bir arada sergilemek zorunda kalmasıyla ilgiliydi: Ailesinin gözündeki kişiliği ile cinsel hayatıyla tanımladığı kendisi. Bu iki versiyonun çatışması bir tür kimlik krizine neden oluyor ve bu da Danielle’de yoğun bir kaygı yaratıyor. Bu duyguyu anlatısal sebeplerle güçlü tutmaya çalıştım, ancak kısa filmimden uzun metrajıma taşıdığım asıl şey bu kimlik krizi meselesiydi.

Shiva Baby

Filmde bu kimlikler arasındaki karşıtlık ve bu kimlikler arasında gidip gelirken değişen güç ilişkileri dikkat çekiyor. Biseksüel ve Yahudi genç bir kadın olarak ailesiyle yaşadığı çatışma ve bir yandan da sugar daddy’siyle ve adamın olaya sonradan dâhil olan eşiyle yaşadığı çok katmanlı bir çatışma var.

Bence Danielle’in baskın yönü tam olarak emin de olamadığı biseksüel kimliğinden ziyade, sugar daddy’siyle ilişkisinde ortaya çıkan ve bir tür güç ilişkisi üzerinden şekillenen cinselliği. Kendi değerini cinselliği üzerinden kuruyor. Bu açıdan bir krize giriyor çünkü cenazede karşılaştıklarında adam tıpkı ailesi gibi ona bir çocuk gibi davranmaya başlıyor. Danielle film boyunca bu kimliğini çeşitli yöntemlerle yeniden elde etmeye çalışıyor. Dolayısıyla baskın taraf, bu “cinselliğini özgürce yaşayan genç kadın” kimliği aslında. Hiçbir yere bağımlı olmayan ve duygusallaşmayan bu bağımsız kadın imgesini, ben de bir tür ideal olarak görüyordum. Bu filmde Danielle’in krizi de yine ona geçimini sağlayacak finansal desteği sunan ailesinin tavrından ve bu tavrın diğer “ideal” kimlikle çatışmasından kaynaklanıyor. Ailesi biseksüelliğini anlamıyor mesela. Bir seks işçisi olarak çalışıyor Danielle ve bunu ailesinden saklamak zorunda.

Bir yandan da Danielle’in sugar daddy’si üzerinden yarattığı kimlik, tıpkı bir fantezi dünyası yaratmak gibi, bu açıdan “film çekmeye” de benziyor. Bu anlamda filmde cinselliğin bir tür metafor olarak başka şeylere de işaret ettiğini söyleyebilir miyiz?

Üniversitedeyken birçok arkadaşım sugar baby’lik yapıyordu ve bu ilişkilerin yelpazesi oldukça genişti. Hattâ ben de kısa bir süre denemiştim. O sırada kendimizi çok güçlü ve kontrolü eline almış hissediyorduk, kendimize güveniyorduk. Tüm bu adamları kontrol ediyor gibiydik. Bazıları genç, bazıları yaşlıydı. Çoğu pek çekici değildi. Bazıları zengindi, bazıları değildi. Bu kontrolü arıyorduk çünkü bunu başka bir yerde, kendi duygusal ve cinsel hayatımızda bulamıyorduk. Dediğiniz gibi Danielle’in böyle bir fantezisi var, bu ilişkide adamı kontrol ettiğini hissediyor. Ancak daha sonra aslında adamın hayatının küçücük bir parçası olduğunu ve aslında onun için pek bir şey ifade etmediğini anlıyor. Ancak bu ilişki, pek çok farklı sugar ilişkisinden sadece bir tanesi. Danielle pek çok insana göre ayrıcalıklı mesela, paraya ihtiyacı yok. Bir tür fantezi onun için bu.

Shiva Baby

Filmin bence şu anlamda çok güncel bir hissi var: Feminist değerlerle büyümüş ve kariyerine feminist bir mercekten bakmak istediğini söyleyen genç bir kadının yaşadığı iç çelişkileri yansıtıyor. Filmde kadınlar arasında dayanışma ya da arkadaşlığın yanı sıra rekabet ve kıskançlık da görüyoruz. Erkek karakterler çok daha basit ve etkisizken, kadın karakterler çok daha karmaşık, dolayısıyla birbirleriyle olan ilişkileri de öyle.

Bu konuya parmak bastığınıza çok sevindim çünkü benim için çok önemli bu. Genç bir kadınsanız çoğunlukla –eğer böyle bir şansınız varsa– dünyaya feminist değerlerle bakıyorsunuz ve bu genelde her şeyi siyah-beyaz olarak ayırarak oluyor. Aslında eleştirdiğiniz şeyleri kendiniz de yeniden ürettiğini anlayamıyorsunuz. Bir yandan da sizden olmanız beklenen pek çok şeyi olamıyorsunuz. Bazen bu içselleşmiş mizojini o kadar güçlü oluyor ki, filmdeki gibi ortamda bir erkeğin bulunması kadınların birbirleri hakkında saçmalamasına ve rekabete girmesine yetiyor. Bunun üzerine çok fazla düşünmedim ama ben büyürken etrafta gözlemlediklerim ve hayatımda olanlar bunlardı. Danielle de kendini güçlü, genç ve bağımsız bir kadın ve seks işçisi olarak görüyor ancak bunlardan hiçbiri değil tam olarak. Bu kadar güçlü ideallere sahip olup aslında ne yaptığı hakkında pek fikri olmayan birinin hikâyesini anlatmak benim için önemliydi.


Şiva Bebeği, 11 Haziran 2021 tarihinden itibaren MUBI Türkiye’de izlenebiliyor.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.