Şu An Okunan
Karantina Söyleşileri #9: Uğur Yücel

Karantina Söyleşileri #9: Uğur Yücel

Çizim: Ayser Çobanoğlu

Karantina günlerini Ayvalık’ta geçiren Uğur Yücel bu dönemde neler yaptığını, neleri özlediğini anlatıyor, yakın geleceğin dünyasıyla ilgili tahminlerini paylaşıyor.

Söyleşi: Sinan Yusufoğlu

“Bir felaketin sonunda değil tam içindeyiz.”

Koronavirüs salgını günlerinde kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Karamsar mısınız yoksa umutlu mu?
Ben de darbe çocuklarındanım. Sıkıyönetim, sokağa çıkma yasağı ve akla gelebilecek bütün kapanmalardan geçtik. Ama karantina yaşamamıştım. Bir bu kalmıştı. Önceki virüsler sıyırdı geçti ama bu hemen kapının önünde bekliyor. Tabii umutlu olmak istiyorum. Ancak üç ay önceki hayatımıza dönmemiz en az üç yıl sürecek… Bu bile bir umut.

Bu salgın insanın kendisiyle hesaplaşması ve hayatını gözden geçirmesi için yeni bir “imkân” yaratabilir mi sizce?
Akılla ilişkisi olanlar yeni bir dünya kurmalı. Savaşların, sınırların, inançların, düşmanlıkların, işgallerin, uğruna savaştığımız bütün ilkelerin boşa düştüğü bir dünya üzerinden yeniden geriye dönüş hayal edilemez. Her konuda fikir üretenleri sevmiyorum, bundan kendim de kaçınıyorum ama yeni dünya düzeni için teoriler geliştirenlerin hayal dünyası benden çok geniştir. Bu anlamda kimi beklentilerim var. En azından çevre bilinci. Böylesine bir insan/hayvan pisliği, atığı salımıyla her üç yılda bir bu tür virüslerin akciğerimize yerleşeceğini idrak etmeli insanoğlu denen canavar.

Aylardır kıyamet sonrası bir atmosferde yaşıyoruz. “Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” gibi bir söylem de hâkim. Sizce değişecek mi bir şeyler?
Bence kıyamet bitmedi. İşte bu korkutucu. Bir felaketin sonunda değil tam içindeyiz. Virüs siner, söner, yok olursa –ki dileğimiz bu– sonrası, yeni dünya paranoyak olacak. Ülkeler içlerine kapanacak sanki. Bugün nasıl birbirimize sosyal mesafe koyuyorsak ülkeler dış dünyaya büyük mesafe koyacaklar. Analog, birebir ilişki biçimleri tamamen ortadan kalkıp dijital hayat çok yoğunlaşacak.

Salgın günleri bitince ilk olarak ne yapacaksınız? Neleri özlediniz?
Meğer üç ay önce ne mutluymuşuz, değil mi? Eskiye özlemi bırakın ben üç ay önceki turne günlerimizi özledim. Doğrusu ben de herkes gibi bugünleri mağdur olarak geçiyorum. Çok dertliyim. Çalıştığımız alanların hepsi insanın dışarıya çıkmasıyla ilintili. Birlikte yan yana oturmalarıyla ilgili. Sinema, gösteri, tiyatro örneğin. Çok zaman alacak geri dönüşü. Omuz omuza gülmek, eğlenmek müzik dinlemek, konser, sinema izlemek çok ötelerde. Bir tek dizi ve dijital platformlarla yaşayabileceğiz.

Kapanan sinema salonları, iptal edilen festivaller, dijital platformların yükselişi derken sinemanın geleceğini de konuşur olduk. Özellikle bağımsız sinemanın geleceğine dair neler düşünüyorsunuz?
Yaşadığımız kâbusa inanamıyorum. Kültür sanat, onarılması çok zor bir darbe aldı. Bağımsızlar da işlerini televizyonda sergileyecekler. Evden eve sokaktan sokağa açı karşı açı yapacağız…

Bugünlerde vaktiniz nasıl geçiyor? Neler okuyorsunuz, neler izlediniz?
İki buçuk ay önce aniden Ayvalık’a geldim. Arkadaşlarımın otelindeyim. Otel kapalı. Bir beni misafir ediyorlar. Resim yapıyorum. Bolca malzemem vardı depoda. Buraya indirdik. Kâğıt ve tuval üzerine eskizler yapıyorum. Bütün öğleden sonra üzerimde önlükle boya savuruyorum. Akşamları dizi ve film izliyoruz. Sabahları okuyorum. Yeterince kapalıyım ruhen. Beni benden alacak eğlendirecek işlere bakıyorum. Resim ve bir şeyler izlemek ferahlatıyor. Müzik hep cebimizde… Öyle işte!

© 2013 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.