Şu An Okunan
tick, tick…BOOM!: Bir Müzikal Yazarı Hakkında Bir Müzikal

tick, tick…BOOM!: Bir Müzikal Yazarı Hakkında Bir Müzikal

tick, tick…BOOM!

Lin-Manuel Miranda’nın ilk yönetmenlik denemesi tick tick…BOOM!, toplumsal meselelere değinen otobiyografik müzikalleriyle 90’ların New York sahne dünyasına damga vuran Johathan Larson’a dört dörtlük bir saygı duruşunda bulunuyor.

Jonathan Larson, New York sahne dünyasına 1990’larda damgasını vurmuş ve erken yaştaki ani ölümüyle de sevenlerini üzmüş ünlü bir oyun yazarı ve besteciydi. Yazdığı müzikallerde etrafında gözlemlediği toplumsal meselelere, uyuşturucu bağımlılığı, ayrımcılık, AIDS, sosyal statü gibi ABD toplumunu 1980 ve 90’larda derinden sarsan konulara, ırkçılık, homofobi ve çoklu kültürel çatışmalara, ülkedeki acımasız kapitalizme değinmişti.

Bununla birlikte, Larson sanatını icra edebilmek için New York’ta uzun süre tutunmaya çalışmış, yoğun bir yoklukla boğuşmuş ve tam sanatının meyvelerini yiyeceği bir dönemin arifesinde, ona gıyabında Tony ve Pulitzer kazandıracak Rent müzikalinin Broadway dışı galasının bir gece öncesinde hayatını kaybetmişti. Öldüğünde 35 yaşındaydı.

En İyi Bildiğin Konuyu Anlat

Filmin kilit sahnelerinden birinde, umutsuz bir anında, Larson menajeri Rosa Stevens’dan işittiği bir tavsiyeyi belli ki kariyerinin geri kalanında kulağına küpe yapmıştı: “Her şeyden önce en iyi bildiğin konuyu anlat!” Larson da kariyerinin geri kalanında çevresinde ne gözlemlediyse, bunları müzikallerine yansıtmıştı. 

Larson’ın neredeyse tüm eserlerinde otobiyografik öğeler yoğun yer tutuyor ama tick, tick… BOOM! kendi ismini taşıyan bir ana kahraman üzerinden, kendisinin ve çevresindekilerin hikâyesini anlattığı doğrudan otobiyografik bir müzikaldi. Son dönemde kendisini başka müzikal film ve dizilerde de izlediğimiz aktör/müzisyen Lin-Manuel Miranda da sinemadaki ilk yönetmenlik denemesinde tick, tick… BOOM!’u uyarlamayı tercih etmiş. Başrole de mükemmel bir tercihle Andrew Garfield’i yerleştirmiş.

Yıl 1990. Bir yandan New York’ta ufak bir dairede yaşarken müzikaller yazmaya, bunları tiyatro yapımcılarına ulaştırmaya çalışan, diğer yandan da ekmeğini küçük bir lokantada garsonluk yaparak kazanan Jonathan Larson’ın 30’uncu yaş gününe yalnızca birkaç gün vardır. Kıyamet sonrası bir atmosferde geçen yeni müzikali Superbia’yı tamamlamak için canla başla uğraşmaktadır. Ancak hem yaratım krizleri yaşamakta hem de tasarladığı eserin finansal güçlükleri altında ezilmektedir. Yaşadığı maddi ve manevi sıkıntılar hem kız arkadaşıyla hem de dostlarıyla ilişkilerini olumsuz etkileyecektir.

Andrew Garfield’ten aldığı enerjik performansla, Lin-Manuel Miranda dört dörtlük bir müzikal filme imza atıyor. Belki türe yeni soluk getirecek denli taze bir iş ortaya koymuyor ama müzikal bir dehayı onurlandırmak için onun eserlerinden birini özünü hiç kaybetmeden başka bir müzikale dönüştürmekten daha iyi bir fikir geliyor mu aklınıza? 

Sanatçının Zorlu Yolu

Gelgelelim, Hollywood’un ağzına sakız olmuş Amerikan Rüyası’nı gözümüze sokan, izleyicisine hayaller sattıran bir müzikal değil bu. Tam tersine, filmde işlenen tam manasıyla sonuca ulaşmış bir başarı da değil. Larson’ın esas şöhretini bu filmde olanlardan sonra kazandığını düşünürsek, Miranda bu filmle pek çok sanatçının geçtiği zorlu yolları tasvir etmekle kalmıyor, her çabanın başarı anlamında her zaman mutlaka karşılığını bulamayacağını da hatırlatıyor. Sanatla uğraşan herkese sesleniyor: Çabalamaktan vazgeçmeyin!

tick, tick…BOOM!

Biraz hikâye itibarıyla Âşıklar Şehri’nin (La La Land, 2016) New York versiyonu gibi görünse de, tick, tick… BOOM! esas olarak bir başka Jonathan Larson uyarlaması olan Rent’in (2005) gölgesinde kalıyor aslında. Larson’ın en uzun ömürlü eseri olarak bilinen Rent’e Chris Columbus’un yaptığı sinema uyarlaması Larson’ın tick, tick… BOOM!’da ele aldığı tema ve öğelerin pek çoğunu büyük bir yetkinlikle işliyordu: Ayrımcılık, AIDS, uyuşturucu, kapitalizm… Yine de, Miranda’nın rejisi yönetmenin bu benzerlikten rahatsız olmadığı izlenimi veriyor.

“Kafesler mi, kanatlar mı? Hangisini tercih edersin? Kuşlara sor!” Her şeye rağmen, bu ve bunun gibi harika şarkı sözlerinin yazarı Jonathan Larson’a kusursuz bir saygı duruşuyla karşı karşıyayız.


tick, tick…BOOM!, Netflix Türkiye’de gösterimde.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.