Bir An: Sense and Sensibility

,

Yıllardır, güçlü görünme kaygısı ve hor görülme korkusuyla sağduyunun boyunduruğunda olan duyguları sonunda isyan eder, tüm bedenini ele geçirir.”

Aşk ve Yaşam (Sense and Sensibility), Jane Austen’ın Türkçeye farklı adlarla çevrilen 1811 tarihli romanı ‘Sağduyu ve Duyarlılık’ın uyarlaması. Romanın yazıldığı dönemde ‘duyarlılık’ toplumsal olarak yüceltilen bir özellik ve bu tavır edebiyatta da karşılığını buluyor. Yoğun duygular besleyebilmek, olayları derinden hissedebilmek ve duygusal durumlara fiziksel tepkiler vermek soyluluğun ve üstün kişilik sahibi olmanın göstergeleri sayılıyor. Böyle bir kültürel iklimde Austen, bu yaklaşımın tehlikelerine dikkat çekip, duyarlılığın sağduyuyla dengelenmesi gerektiğine işaret etmek ister gibidir. Hatta bazılarınca ‘Sağduyu ve Duyarlılık’ duyarlılığın bir tür parodisi olarak bile okunur. Ang Lee ise film uyarlamasında, kendi döneminde fazlasıyla öne çıkmış olan sağduyuya biraz duyarlılık ekleme gereğini hatırlatmak ister gibidir. Hikâyede sağduyunun temsilcisi olan Elinor, yıllardır Edward’a âşıktır, ancak onun nişanlı olduğunu sandığı için duygularını asla belli etmemiş, aşkını ve acılarını içine atmıştır. Bu nedenle kaybedilen yılların ardından nihayet Edward aslında Elinor’a âşık olduğunu açıklar ve ona evlenme teklif eder. O âna kadar hiçbir konuda ‘duyarlılık’ göstermemiş olan, dolayısıyla da soğuk, hatta kalpsiz ve ruhsuz olarak tanımlanmış olan Elinor, adeta bir duygusal patlama yaşar. Yıllardır, güçlü görünme kaygısı ve hor görülme korkusuyla sağduyunun boyunduruğunda olan duyguları sonunda isyan eder, tüm bedenini ele geçirir. Önce yüz kasları seyirir, tuhaf bir hıçkırık püskürerek dünyaya açılır, sonra Elinor kontrolsüzce, sarsıla sarsıla ağlar… Bu, ‘duyarlı’ bir izleyicide büyük bir duygusal etki yaratabilecek bir sahnedir. Lee, ‘sağduyu’ya dair eleştirisini de izleyicinin bu olası duyarlılığı üzerinden yapar. Elinor’un nihayet mutluluğa erişmesi rahatlamaya ve sevince vesile olurken, o kontrolsüz, neredeyse ‘histerik’ hali tuhaf bir utanç hissi, ateş basması yaratıyor; nihayetinde izleyici kahkahayla gülme, sevinçten ağlama ve utançtan koltuğa gömülme arasında bir yerde bocalıyor. Filmin uyandırdığı bu ikircikli duygusal tepki, Lee’nin dehasını kanıtlayan bir yönetmenlik gösterisi gibi. Gözde Onaran

Aşk ve Yaşam
(Sense and Sensibility, 1995)
Yön: Ang Lee