Bir An: Yolcu

,

“David’i dünyadan ayıran parmaklıkların ardından dışarıyı gördüğümüz an, altı buçuk dakikalık kesintisiz bir plana evrilecektir.”

Gazeteci David Locke, onu silah taciri David Robertson sanan Afrikalı direnişçilerle buluşacağı pansiyonun giriş katındaki odasının ahşap bahçe kapısını açar, demir parmaklıkların arasından Sevilla taşrasının tozlu sokağına bakar. Sonra çift kişilik yatağa oturur, bir sigara yakar, arkasına yaslanır. Yatakta dönüp durduğu, odayı sokaktan, David’i dünyadan ayıran parmaklıkların ardından dışarıyı gördüğümüz an, altı buçuk dakikalık kesintisiz bir plana evrilecektir. Karşıdaki duvarın önünde oturan yaşlı bir adam, başıboş bir köpek, bir sürücü adayının kullandığı küçük otomobilin ağır aksak geçişi. Oyun oynayan çocukların bağırışları, ardından sessizlik. David’in az önce “gitsen iyi olur” dediği yol arkadaşı genç kadın kadraja bir ucundan girdiğinde uzaklardan yarı törensi yarı matemli bir trompet sesi yükselir. Genç kadın sokakta yürürken bir araba gelip pansiyonun önünde durur, Afrikalı direnişçiler araçtan iner, bir tanesi binaya doğru yürür. Odanın kapısının açılıp kapandığı duyulur ama biz hep dışarı bakarız. Kapı birkaç saniye sonra bir daha açılıp kapanırken dışarıdaki diğer adam, genç kadının pansiyona yaklaşmasına engel olur. Kamera yavaş yavaş parmaklıklara doğru ilerler, içeride olanları göstermeden dışarı çıkar. İsyancıların arabası, geldiği gibi hızla uzaklaşmıştır. Kendisinden önce sireni duyulan polis arabası pansiyonun önünde durur, bize uzaktan bakan genç kadın dehşet içinde elini ağzına götürür. Kamera 180 derecelik dönüşünü tamamlayıp David’in odasına çevrilir, David’in karısı Rachel polislerle ve isimsiz genç kadınla birlikte içeri girer. Polis müfettişi Rachel’a “bu David Robertson mı, onu tanıdınız mı” diye sorar. Yanıt: “Onu hiç tanımıyorum.” Adam bu kez genç kadına döner. “Ya siz, onu tanıyor musunuz?” “Evet.” Savaş muhabiri David Locke, sebepsiz yere kimliğini üstlendiği silah taciri David Robertson’ın kaderini de üstlenmiş, tıpkı onun gibi bir otel odasında, yatağında ölü bulunmuştur. Gün batarken resepsiyon görevlisi kapının önüne çıkar, bir sigara yakar. Akşam olmuştur. Berke Göl

Yolcu (Professione: Reporter, 1975)

Yön: Michelangelo Antonioni