Şu An Okunan
Erin Brockovich’ten Mesaj Var!

Erin Brockovich’ten Mesaj Var!

Steven Soderbergh’in 2000 yapımı Tatlı Bela filmine ilham veren çevreci aktivist Erin Brockovich: “Birçoğumuzun karşı çıkma cesaretini bulabildiğini görüyorum.”

Dünya birçok yeri Corona virüsü salgını ve iklim değişikliklerinin ürkütücü sonuçlarıyla boğuşurken, bundan yirmi sene önce vizyona giren Tatlı Bela’da gerçek hikâyesi anlatılan Erin Brokovich, aktivizm adına hâlâ güncelliğini koruyan bir ilham kaynağı.

Hukuk eğitimi almamış, iki kez boşanmış üç çocuklu bir anne olan Erin Brockovich, deneyimsiz (ve işi zorla kapmış) bir hukuk asistanı olarak, 1993 yılında Pasifik Gaz ve Elektrik Şirketi aleyhine açılan davada son derece etkili bir rol oynamıştı. Bu dava sayesinde şirketin California’daki yeraltı sularını zehirlediği ortaya çıktı ve bu sonuçla beraber şirket, küçük bir çöl yerleşiminin sakinlerine tam 333 milyon dolar ödedi. O zamana dek bir şirketin çevreye zarar verme sebebiyle ödediği en yüksek tazminattı bu.

Güçlü ve zayıf: İnsani bir kahraman

Steven Soderbergh’in yönettiği, Susannah Grant’ın senaryosunu yazdığı Tatlı Bela, 2000 yılında vizyona girmesiyle beraber hem seyirci hem de eleştirmenler tarafından çokça beğenilmiş ve Erin Brockovich’i canlandıran Julia Roberts’a En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazandırmıştı. Geçen zamandan bu yana aktivist kişiliğini yoğurmaya devam eden Brockovich, filmin vizyona girişinin yirminci yılı vesilesiyle The Hollywood Reporter’a verdiği demeçte, yıllar içinde pek çok genç kadından, filmin onlara “hukuk fakültelerine girmeleri ya da çevre örgütlenmelerine katılmaları için ilham verdiğini” duyduğunu söylüyor: “Çoğu zaman bu bilince erişen anneler oluyor. Aslında kendi belediye meclislerinde, kendi arka bahçelerinde yaptıkları şeyi yapıyorlar. Artık arkamızı kollayan bir kurumun var olduğuna inanma lüksleri yok.” 

Senarist Susannah Grant, Brockovich’in güçlü ama bir o kadar da zayıflıkları olan, ‘insani’ kahraman profilinin altını çiziyor: “Onunla ilgili sevdiğim şey, başka durumlarda başını derde sokmuş amansızlığının, ‘hayır’ı asla cevap olarak kabul etmeyişinin, hayatının bir noktasında birdenbire tam da ihtiyaç duyulan şeyler haline gelmesi.” Filmin gelişim sürecinde Brockovich ile bolca zaman geçiren senarist, dava süreci boyunca başka iddiaların peşinde bölge bölge gezen, insanlarla sürekli etkileşim halinde olan bu “aktif” aktivistle geçirdiği günleri hâlâ hayretle anıyor.

Brokovich, davayla ilgilendiği dönemde kendisine “Sen doktor, avukat ya da bilim adamı değilsin. Bekâr bir annesin,” dendiğini anımsıyor: “Ne?.. Bir insan olup da sana gördüğüm bir şeyin doğru olmadığını söyleyebilmek için bunlardan herhangi biri olmam gerektiğini de nereden çıkarıyorsun? Benim çıkış noktam bu ve bugün de böyle düşünüyorum. Birçoğumuzun da karşı çıkma cesaretini bulabildiğini görüyorum.”

“Ken Loach filmi gibi”

Brockovich, Soderbergh ve Grant’ın son derece vizyoner olduklarını düşünüyor: “Onlar çevreye karşı aldığımız sorumluluğu ve ona verdiğimiz değeri, sesimizi nasıl duyurmamız gerektiğini ve bunun için nasıl savaşmamız gerektiğini hikâyeleştirdiler.”

Filmin yapımcılarından Stacey Sher ise, Soderbergh’in Tatlı Bela’da kendi sinema stili açısından bir denemeye giriştiğini anlatıyor: “Soderbergh bu filmi natüralist biçimde, âdeta bir Ken Loach filmi gibi çekmek istediğini söylemişti. Yani, dünyanın en büyük film yıldızlarından birini izlediğimizi unutabilirdik. Hepimiz bunun harika olduğunu düşünmüştük; tamamen destekliyorduk. Sadece, bunu stüdyoya söylemememiz gerekiyordu.”

Kendi adını taşıyan çevreci bir derneğin kurucusu olan Erin Brokovich, gezegenin kaygı verici hâline yönelik harekete geçilmesine katkıda bulunmayı umduğu yeni kitabı ‘Superman’s Not Coming’i (Süperman Gelmiyor) Ağustos ayında yayımlamayı planlıyor. 

Kaynak: The Hollywood Reporter

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.