Şu An Okunan
John Carpenter’dan Morricone’ye Saygı Duruşu

John Carpenter’dan Morricone’ye Saygı Duruşu

Ölümü sinema camiasında üzüntüyle karşılanan ustayı saygıyla anan birçok isim arasında Carpenter da bulunuyor. Nasıl tanıştıklarına ve birlikte çalışmalarına dair çeşitli anekdotlar aktaran usta yönetmen, Morricone’nin bir filmin müziğini ortaya çıkarışını, bir X-Ray makinesinin görünür olmayanı gözler önüne serişine benzetiyor.

Cem Hakimoğlu

Kariyerinde göz gezdirildiği zaman klasiklerle dolu bir listeyle karşılaşabileceğimiz, söz yerindeyse besteleriyle filmlerin klasikleşmesine katkı sağlayan İtalyan besteci Ennio Morricone 6 Temmuz’da hayatını kaybetmişti. İyi, Kötü ve Çirkin’den (Il buono, il brutto, il cattivo, 1966) Cennet Sineması’na (Nuovo Cinema Paradiso, 1988), Batıda Kan Var’dan (C’era una volta il West, 1968) Bir Zamanlar Amerika’ya (Once Upon a Time in America, 1984) büyük bir yelpazede eserlerine rastlayabileceğimiz Morricone, zamanında The Thing (1982) için de yönetmen John Carpenter ile bir araya gelmişti.

Ennio Morricone’nin çalıştığı bazı yönetmenlerin aksine John Carpenter, filmlerinde kullanacağı müziklerin çoğunu kendi besteliyordu. Stüdyo, The Thing’in film müziklerini Carpenter’ın bestelemesine pek de yanaşmayınca; yardımcı yapımcı Stuart Cohen, yönetmene Maestro Morricone ile çalışma önerisini sunuyor, böylece ikilinin yolları kesişiyor.

İngilizce öğrenmek üzerine hiçbir gayret sarf etmemiş olan Morricone’yle tanışmak üzere bir çevirmenle birlikte Roma’ya giden Carpenter, onun birkaç parçasını dinliyor ve onları çok süslü buluyor. Daha az notayla çalışmasını istediğini belirtiyor ve Maestro da yönetmeni kırmıyor, böylece The Thing’in ana tema şarkısı ortaya çıkıyor.

Bu sefer yönetmenin çektiği bazı görüntüleri izlemek üzere Morricone Los Angeles’a geliyor. “Ennio, parçaları bölümler halinde kaydetti ve bana istediğim yerde istediğim parçayı kullanabileceğimi söyledi.” şeklinde anlatıyor Carpenter ve ekliyor: “Onun orkestrayla olan çalışmasını izlemek üzere Universal’ı ziyaret ettim. Tek kelimeyle büyüleyiciydi. Bestelere bir şeyler ekliyordu, benim talep etmediğim, farkında olmadığım bir dokunuştu bu. Ama sonunda istediğim derin, trajik dokuyu da bu dokunuş yaratıyordu. Gerçekten onun parçaları duyguları aktarma konusunda harikulade bir anahtardı, içim rahatlamıştı.”

Morricone’nin kariyerinin çok çeşitli bir skalada incelenebileceğine vurgu yapıyor yönetmen, beş yüzden fazla çalışması olduğunu ekliyor. “Geleneksel bir besteciydi aslında, ama bir şekilde onun müziğini tanımlamak bir hayli güç. İşin sırrı onun hünerlerinde gizli. Filmin türü ya da konusu ne olursa olsun, onun bestesiyle derinden bir şeyleri, bir duyguyu hissetmeyi başarıyorduk. Besteleriyle adeta sinemanın X-Ray makinesi gibi çalışıyordu. Gözlerimizin yetersiz kaldığı bazı hisleri, onun ‘makinesi’ aracılığıyla görmeye başlıyorduk.”

Carpenter, ayrıca The Thing’deki şarkıların yıllar sonra nasıl Tarantino’nun The Hateful Eight (2015) filminde kullanıldığına dair bir fikri olmadığını söylüyor.

Kaynak: IndieWire

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.