Şu An Okunan
14 Maddede The Handmaid’s Tale’ın Perde Arkası

14 Maddede The Handmaid’s Tale’ın Perde Arkası

2017 yılında yayın hayatına başlayan ve pandemi koşulları sebebiyle yeni sezonu bir sene ertelenen The Handmaid’s Tale’ın dördüncü sezonu nihayet başladı. ABD’deki yayınından bir gün sonra BluTV kataloğuna eklenen yeni sezonun ilk üç bölümünü izlemeye hazırlanırken fenomen dizinin perde arkasını 14 maddede özetledik.


1- Kaynak metin bir feminist distopya başyapıtı.

The Handmaid’s Tale

The Handmaid’s Tale (2017- ) dizisi, Margaret Atwood’un ilk olarak 1985 yılında yayımlanan aynı isimli romanından uyarlama. Türkçeye ‘Damızlık Kızın Öyküsü’ olarak çevrilen ve Türkiye’de 1992 yılında okuyucularla buluşan kitap günümüzde bir distopya başyapıtı olarak görülüyor. ‘Feminist distopya’ türünün en önemli örneklerinden birisi olma özelliği taşıyan kitap, ilk kez yayımlandığı dönemde “feminist ‘1984’” olarak nitelendirilmiş ve pek çok anlatıya ilham vermişti.

2- Roman daha önce pek çok farklı mecraya uyarlandı.

The Handmaid’s Tale (1990)

Atwood’un romanı, 1990 yılında aynı isimle sinemaya uyarlanmıştı. Volker Schlöndorff tarafından beyazperdeye taşınan filmin oyuncu kadrosunda Natasha Richardson, Faye Dunaway ve Robert Duvall gibi isimler yer alıyordu. Ayrıca roman bu zamana dek grafik romana, tiyatroya, operaya, hatta baleye bile uyarlandı. Bruce Miller’ın dizi yorumu ise romanın geniş kitlelerce tanınmasına ve günümüz dünyasıyla ilişki kurmasına imkân tanıdı.

3- Romanın adı başka bir edebiyat yapıtına gönderme.

The Handmaid’s Tale

Margaret Atwood, kitabın adını ilk olarak romanın ana karakteri olan ‘Offred’ olarak düşündüğünü söylüyor. Ancak sonrasında Geoffrey Chaucer tarafından yazılan ‘The Canterbury Tales’ (Canterbury Hikâyeleri) kitabını onurlandırmak için ‘The Handmaid’s Tale’ isminde karar kılmış. Yazar ayrıca romanda -kimi halk hikâyelerinde olduğu gibi- bir karakterin başından geçen olayların geçmişe yönelik olarak onun ağzından aktarılması hissiyatını yaratmak istediğini, ismi biraz da bundan tercih ettiğini söylüyor.

4- Margaret Atwood’a göre romanın kurmaca olarak tanımlanması doğru değil.

Margaret Atwood

The Handmaid’s Tale’i çarpıcı kılan temel şey, anlatılan hikâyenin modern patriyarkal sistemi ve günümüz toplumunu ne denli çarpıcı biçimde yansıttığı. Yazar Atwood’un romanını kurmaca bir metin olarak tanımlamayı kabul etmemesi de bu yüzden. Verdiği bir röportajda bu düşüncesini şu sözlerle ifade ediyor Atwood: “Kitapta yazdığım her şey o anda gerçekten yaşanıyordu ya da geçmişte çoktan yaşanmıştı.” Dizideki ikonik kostümlerin günümüzde pek çok feminist protestoda bizzat kullanılıyor olması dizinin gerçeklikle kurduğu güçlü bağı gösteren örneklerden birisi.

5- Elisabeth Moss: Bir oyuncudan daha fazlası…

The Handmaid’s Tale

Dizinin başrolünde yer alan Elisabeth Moss’un The Handmaid’s Tale’deki rolü oyunculukla sınırlı değil. Başarılı oyuncu aynı zamanda televizyon serisinin yapımcılığını da üstleniyor. Dizinin her bölümünde yer alan tek oyuncu olan Elisabeth Moss, ayrıca dördüncü sezonda yönetmenlik koltuğuna da oturdu. Yeni sezonun ilk üç bölümünün yönetmenliği Moss’a ait. Öte yandan Elisabeth Moss, Offred karakterine hayat verirken tamamen makyajsız bir şekilde kamera önüne çıkıyor. Moss, bunun nedeni olarak yüz ifadelerinin ve özellikle yüzünün aldığı rengin önemli olduğunu, bunu daha iyi yansıtabilmek ve gösterebilmek adına böyle bir karar aldığını söyledi.

6- Dizide renkler sembolik anlamlara sahip.

The Handmaid’s Tale

Kasvetli bir dünya tasvirinin, gri tonlarının ağırlıklı olarak kullanıldığı dizinin en önemli unsurlarından biri de renkler. Kırmızı ve mavi renkleri, dizideki sınıfları birbirinden ayıran faktör olarak kullanılıyor. ‘Handmaid’ karakterleri doğumdaki kanı temsil ettiği için kırmızı giyerken, onların efendilerinin mavi renk giymesinin nedeni ise Meryem Ana’yı onurlandırmak. Öte yandan olası bir firar durumunda kırmızı rengin kolay fark edilmesinin de renk seçiminin nedenleri arasında olduğu ifade ediliyor.

7- Kitapta Offred’in gerçek ismi bilinmiyor.

The Handmaid’s Tale

Dizideki ana karakterin, yani Elisabeth Moss tarafından canlandırılan Offred karakterinin gerçek adı June. Ancak romanda Offred karakterinin gerçek adı bilinmiyor. Dizinin yaratıcıları, kitapta bir kez bahsi geçen June adından dolayı bu ismi tercih etmişler.

8- Damızlık kızların adı sahiplerini belirtiyor.

The Handmaid’s Tale

Bütün ‘Handmaid’ karakterlerinin isminin ‘Of’ ile başlaması tabii ki tesadüf değil. İngilizcede önüne geldiği kelimeye aitlik anlamı veren ‘of’ eki, dizideki ‘Handmaid’lerin kime ait olduğunu ifade ediyor. Yani Offred karakteri, ‘Of Fred’ yani ‘Fred’a ait olan’ anlamına geliyor.

9- Kitapta karakterlerin tamamı beyazken dizide bu durum değiştirilmiş.

The Handmaid’s Tale

Margaret Atwood’un yazdığı kitapta tamamen beyaz karakterlerin hâkimiyeti söz konusuyken, dizinin yaratıcıları farklı etnik kökenli karakterlere yer vermenin daha uygun olacağına karar vermişler. Örneğin dizide siyah oyuncu Samira Wiley tarafından canlandıran Moira kitapta beyaz bir karakterdi. Öte yandan Fred ve Serena karakterleri kitapta daha yaşlı olmalarına rağmen dizinin yaratıcıları onları Offred ile doğrudan rekabete sokabilmek adına daha genç yapmaya karar vermişler.

10- Emily kitapta lezbiyen bir karakter değil.

Alexis Bledel tarafından canlandırılan Emily karakteri dizide lezbiyenken, romanda böyle bir durum söz konusu değil. Margaret Atwood dizideki bu durumdan oldukça memnun olduğunu söylerken, romanda lezbiyen bir karakterinin olmamasını 1985 yılında bunu ifade etmenin kolay olmamasıyla açıklıyor.  

11- Margaret Atwood dizide konuk oyuncu olarak yer aldı.

The Handmaid’s Tale

Romanın yazarı Margaret Atwood, dizinin ilk sezonunda konuk oyuncu olarak yer aldı. Ünlü yazar, ‘Handmaid’leri eğiten karakterlerden biri olarak seyirci karşısına çıktı ve bir sahnede ana karakter Offred’e tokat attı.

12- Joseph Fiennes, eşinin diziyi izleyemediğini açıkladı.

Dizide Komutan Waterford karakterine hayat veren Joseph Fiennes, eşinin diziyi izleyemediğini söyledi. Fiennes, bunun nedeni olarak kendisinin canlandırdığı Komutan Waterford karakterinin rahatsız edici doğasını gösterdi.

13- Beyaz şapkaların ‘işlev’i…

The Handmaid’s Tale

‘Handmaid’lerin giydiği beyaz şapkalar, çekimlerde dizideki oyuncuları çok zorlamış. Çünkü oyuncular, birbirlerini ve çevreyi görmelerini engelleyen bu şapkalar sebebiyle duyduklarına göre hareket etmeye başlamışlar. Birbirleriyle göz teması kuramayan oyuncular, rollerini repliklere ve ses tonlarına göre canlandırmayı öğrenmişler. 

14- Dizinin sloganı hâline gelmiş cümle aslında Latince değil.

The Handmaid’s Tale

Hem kitapta hem de dizide geçen “Nolite te bastardes carborundorum” (Piçlerin sizi ezmesine izin vermeyin) cümlesi, uydurma bir cümle. Hikâyenin yaratıcısı Margaret Atwood, gençliğinde Latince dersi alırken öğrencilerin kendi aralarında dalga geçmek amaçlı uydurduğu bu cümleyi kitabında kullandığını söyledi. Cümle birkaç Latince kelimeye getirilen İngilizce eklerden kurulmuş, uydurma bir ifade. Atwood, ‘Time’ dergisine verdiği röportajda kendi çocukluğundan bir şakanın yıllar sonra insanlar tarafından sahiplenilmesini ve hatta bu cümlenin dövmesini yaptıran insanlar olmasını tuhaf bulduğunu söylemişti.

Hazırlayan: Tuna Yüksel


Handmaid’s Tale, BluTV’de yayında.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.