Şu An Okunan
Nuri Bilge Ceylan Filmleri MUBI’de!

Nuri Bilge Ceylan Filmleri MUBI’de!

Nuri Bilge Ceylan filmleri Kasım, Aralık ve Ocak ayları boyunca MUBI Türkiye’ye konuk oluyor. ‘Öze Dönüş’ başlığı taşıyan retrospektifin Ceylan sinemasını yeniden gündeme taşıdığı bugünlerde Altyazı arşivine dönüyor ve sinemamızın en önemli filmografilerinden birisinin Altyazı sayfalarındaki izdüşümüne bakıyoruz.


Kasaba (1997)

“[Mehmet Emin Toprak’ın] üç filmlik kısacık kariyeri, tek bir karakterin yolculuğu gibi de görülebilir: Kasaba’da (1997) çekip gitme hayalleri kuran Saffet, Mayıs Sıkıntısı’nda (1999) kuzeni yönetmen Muzaffer’in (Muzaffer Özdemir) İstanbul’da iş bulabileceğini söylemesiyle umutlanır. Uzak’taki (2002) Yusuf ise nihayet kente kapağı atma şansını elde etmiştir.”

Berke Göl, Nuri Bilge Ceylan’ın ilk üç uzun metrajında rol alan yeğeni Mehmet Emin Toprak’ın oyunculuk macerasını ‘Altyazı’nın Gayri Resmî ve Resimli Türkiye Sinema Sözlüğü’nde kaleme almıştı. Yazının tamamı için tıklayın.


Mayıs Sıkıntısı (1999)

Kasaba’yı ve Mayıs Sıkıntısı’nı çektikten sonra amatör oyuncuları sevdim. Onların sinemada görmeye alışmadığımız türden zengin nüanslar, birtakım mimikler, jestler, ifadeler, bazen diyaloglar üretebileceklerini gördüm.”

Nuri Bilge Ceylan, 2011 yılında Mithat Alam Film Merkezi’ne konuk olmuştu.


Uzak (2002)

“İngiliz basınının Uzak’a gösterdiği yoğun ilgide harika bir duyarlılıkla anlatılmış iki kuzenin ilişkisine olduğu kadar belirsiz bir uzaklıkta yaşanılanlar konusunda bulanık bir vicdan azabının izleri de var.”

2003’te Cannes’da Jüri Büyük Ödülü kazanan Uzak, uluslararası çapta büyük ilgi görmüş, bilhassa Avrupa basınının dikkatini çekmişti. Kaya Genç, filmin yarattığı bu etkiyi ve merkez-taşra karşıtlığı üzerine açtığı tartışma alanını Altyazı’nın Temmuz-Ağustos 2004 tarihli 31. sayısında kaleme almıştı. Yazının tamamı için tıklayın.


İklimler (2006)

“Ceylan, İklimler’de kentler arası farklı atmosferlerde, farklı ruh iklimlerine yolculuğa çıkar. Fakat mekânlar değişse de, kasabada da, kentte de, farklı kentler arasında gidip gelmelerde de, karakterlerin arasındaki mesafe kapanacak gibi değildir. Çünkü Ceylan karakterleri katedildikçe daralan bir mesafe taşımazlar. İçlerinde taşıdıkları uzaklık, yol alınsa da aşılamaz cinstendir.”

Nuri Bilge Ceylan, ‘Taşra Üçlemesi’ olarak tanımlanan ilk üç filminin ardından çektiği İklimler‘de bu kez tamamen kentli karakterlere ve kent atmosferine odaklanır. Yönetmenin aynı zamanda birçok filminde senaryoyu birlikte kaleme aldığı Ebru Ceylan’la başrolü paylaştığı filmi, Altyazı’nın Aralık 2006 tarihli 57. sayısında Işıl Sönmez incelemişti. Yazının tamamı için tıklayın.


Üç Maymun (2008)

“Oyunculuk ve atmosfer filmin en güçlü yanları. Yine dram en kuvvetli hâlini, yalın ve gösterişsiz anlarda buluyor. Alıştığımız, bildiğimiz Nuri Bilge Ceylan sineması. Ama her yanıyla değil. Bu sefer alışılmadık bir şekilde filmin atmosferi kadar yoğun bir gündemi var. Ritmi kadar ağır mevzular peşinde. Kahramanları gibi izleyicisini de boğuyor zaman zaman…”

Nuri Bilge Ceylan sinemasının önemli duraklarından Üç Maymun, Ceylan’a gediklisi olduğu Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü kazandırmıştı. Yönetmenin ilk kez tanınmış oyuncularla çalıştığı ve sinemasında yeni bir yönelimi işaret eden filmini Gülengül Altıntaş, Altyazı’nın 79. sayısında değerlendirmişti. Yazının tamamı için tıklayın.


Bir Zamanlar Anadolu’da (2011)

“Filmin ortalarında bir yerde Arap Ali doktora, ‘sen de bir gün bir zamanlar Anadolu’da, ücra bir kasabada başımdan geçenler diye, masal gibi anlatırsın bunları,’ diyor. Adıyla birlikte düşünüldüğünde, gizli bir anlatıcısı olduğunu söylüyor film bize, kendi ismini de dillendirdiği bu sahnede. Bir karakter olarak hikâyenin içerisine gizlenmiş olan bu anlatıcı, biraz Doktor, biraz Çehov, biraz Ercan Kesal, biraz Nuri Bilge Ceylan, biraz Ebru Ceylan.”

Ceylan’a Cannes’da Jüri Büyük Ödülü kazandıran Bir Zamanlar Anadolu’da, cinayet kurbanı bir cesedi arayan bir grup Anadolu erkeğinin peşine düşüyor. Yönetmenin gözünü hem kişisel hem de toplumsal bir karanlığa diktiği filmi birçoklarına göre 21. yüzyılın en önemli yapımlarından birisi. Altyazı yazarları ve takipçilerinin ‘2010’ların En İyi Filmi’ seçtiği Bir Zamanlar Anadolu’da‘yı Altyazı’nın 110. sayısında Senem Aytaç kaleme almıştı. Yazının tamamı için tıklayın.


Kış Uykusu (2014)

“İnsanın her yeni filmde birtakım meydan okumalara, aşılması zor görünen engellere ihtiyacı oluyor motive olabilmek için. Bunun yarattığı endişe insanı çalışmaya sevk ediyor. Bu filmin de benim için en meydan okuyan tarafı, senaryonun zaman zaman edebî, hatta felsefi denebilecek konuşmalarla yüklü olmasıydı.”

2014 yılında kazandığı Altın Palmiye’yle Türkiye sinemasının zirvelerinden birisine imza atan Nuri Bilge Ceylan, Cannes sonrasında ilk söyleşisini Altyazı’ya vermişti. Filmin tüm evrelerinin değerlendirildiği, Çehov etkisinden bol diyaloglu anlatımın sinemasıyla nasıl örtüştüğüne pek çok konuya değinilen söyleşi aynı zamanda Nuri Bilge Ceylan’ın kendi sinemasına bakışına dair kapsamlı bir kılavuz olma özelliğine sahip. Senem Aytaç, Berke Göl, Fırat Yücel’in gerçekleştirdiği söyleşinin tamamına ulaşmak için tıklayın.

Ayrıca Coşkun Liktor, Kış Uykusu‘nu Çehov metinleri ve günümüz Türkiye’siyle kurduğu bağlantılar ışığında değerlendirmişti. Yazının tamamı için tıklayın.


Ahlat Ağacı (2018)

“Bir şey olma, biri olma, hayatta bir şey etme, sınırları çoktan belirlenmiş bir hayatın içinde çürüyüp gitmeme, aynı yere sıkışmış birbirinin tıpatıp aynısı bezelye tanelerinden biri olmama arzusu. Nuri Bilge Ceylan’ın taşra üçlemesindeki karakterlerinin de, son filmi Ahlat Ağacı’ndaki ana karakterinin de asıl arzusu budur; bu arzu kendini taşradan kopma arzusu olarak dışa vurur. Düpedüz varoluşsal bir buhrandır bu erkeklerin yaşadıkları. Hayatın, anlamsızlığını gizleyemediği yerdir taşra.”

Nuri Bilge Ceylan’ın son filmi Ahlat Ağacı, aynı zamanda yönetmenin kariyerinin başından beri temasını sürdürdüğü taşranın derinliklerine yeniden daldığı film olma özelliğine sahip. Cannes Film Festivali’nin ana yarışmasında dünya prömiyerini yapan filmi Altyazı’nın Haziran 2018 tarihli 184. sayısında Ayça Çiftçi incelemişti. Yazının tamamı için tıklayın.


MUBI Türkiye’nin Altyazı okurlarına özel olarak sunduğu fırsattan yararlanmak için tıklayın.

© 2013-2022 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.