Şu An Okunan
Ali Taner Baltacı ile Saygı Üzerine Söyleşi

Ali Taner Baltacı ile Saygı Üzerine Söyleşi

Uzun zamandır merakla beklenen BluTV dizisi Saygı, Behzat Ç.’nin kötü adamı Ercüment Çözer’in hikâyesine odaklanıyor. Yönetmen Ali Taner Baltacı’ya göre dizinin ilerleyen bölümlerinde, “kimdir bu Ercüment Çözer?” sorusunun cevabını arayan izleyicileri sürpriz gelişmeler bekliyor.

Söyleşi: Alper Yıldırım

Bugüne dek Hokkabaz (2006), A.R.O.G (2008), ve Hadi İnşallah (2014) gibi komedi filmlerinde yönetmen koltuğundaydınız. Şimdiyse Saygı’yla polisiye türünde bir diziyi yönetiyorsunuz. Öncelikle hem film hem dizi çekmiş bir yönetmen olarak, ikisine dair deneyiminizdeki farkları anlatabilir misiniz?

Tür olarak komediden drama, polisiyeye sıçradığımı düşünmüyorum. Sinema kariyerime BKM’de, Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz, Demet Akbağ, Tolga Çevik ve nice usta komedyenle birlikte çalışarak başladım. Bu da kaynağından komedi rejisi ve senaryosu eğitimi almamı sağladı. Reklam dışında kalan kariyerimde de komedi bu yüzden başat oldu. Ben kendi yazdığım ve çekmekten hoşlandığım öykülerde de hep ara türe yöneldim o yüzden. Ne yazık ki sinemada başka türlerdeki projelerimiz yapımcılardan komediler kadar teveccüh görmüyor.

Sinema/dizi ayrımına gelince, bizim Saygı’da ve daha önce Atiye’de (2019– ) yaptığımız; projelendirme şekli, senaryonun yapısı, ritmi ve estetiğiyle zaten bir TV dizisinden çok sinema filmine benziyor. Son yıllarda global ölçekte de benzerlerine sıkça rastlamaya başladığımız sinema filminin yeni bir mecra için şekillenmiş yeni bir formu mini diziler. Seyirci de bu tür ürünleri o gözle değerlendiriyor. Kalite ve özgünlük beklentisi de buna göre şekilleniyor.

Saygı’yı nasıl çekeceğinizi tasarlarken esinlendiğiniz, sizin üzerinizde etkiler bırakmış polisiye filmler, diziler veya romanlar var mıydı?

Ben pek “şunun gibi bir film yapalım” demem. Öyle yola çıkmam yani. Senaryonun, projenin özünün kendine özgü yönlendirmeleriyle izlemek istediğim filmden beklentilerimi harmanlamak benim yöntemim. Ama hiçbirimiz okuduğumuz, izlediğimiz şeylerin bizde bıraktığı tortudan tamamen bağımsız değiliz. Ama şunu söyleyebilirim, Behzat Ç.’dense Suburra (2017-2020) ve The End of the Fucking World (2017-2019) gibi görünen, konuşan bir diziyi hedefledim.

Saygı’nın Behzat Ç.’yle kurduğu ilişkinin ötesinde, dizinin yönetmeni olarak siz Behzat Ç.’yle nasıl bir ilişki kurdunuz? Saygı’yı çekmeden önce Behzat Ç. üzerine nasıl bir izleme yaptınız?

Ben sadık bir Behzat Ç. izleyicisi sayılmam. Ercan’ın (Ercan Mehmet Erdem) kalemiyle tanışmam Behzat sayesindedir. Çocukluğunu ve tüm öğrenciliğini Ankara’da geçirmiş biri olarak da elbet bir sıcaklığım var. Ama pek az bölümünü izlemiştim. Ercüment karakterini biliyordum ama Saygı’yla ilgilenmeye başlayınca yaptım Ercüment’e dair asıl izlemelerimi. Behzat Ç.’ye dair bir izleme veya çalışma yapmadım. Özellikle yapmadım çünkü onun bir benzerini veya ondan kaynaklı bir şeyi yapmakla ilgilenmiyordum. Vardığım noktada huzur içinde, yöntemimin işe yaradığını söyleyebiliyorum.

Saygı’nın senaryosunu, Behzat Ç.’nin de senaryosunu yazmış olan Ercan Mehmet Erdem kaleme aldı. Dizinin çekim sürecinde kendisiyle senaryo üzerine nasıl çalıştınız? Karşılıklı olarak birbirinize nasıl katkı sağladınız?

Ben senaryoların kaynak metinler olduğuna inanırım. Her şeyin temeli, her dramatik sorunun cevabı orada bulunmalıdır. O yüzden senaryo üzerine çalışma yapmak, buna zaman tanımak çok değerli. Biz Ercan’la bölüm senaryoları bitmeden önce de hep temastaydık. Ama asıl, projenin bütünü üzerinden yaptığımız üç gün üç gece süren senaryo kampı bize eksiğimizi gösterdi, senaryoyu geliştirmemizi ve birbirimizi ikna etmemizi sağladı. Aynı resmi görüyor olmak çok önemlidir.

Çekerken ise bambaşka dinamikler de giriyor işin içine. Ben bir noktada artık filmin bütününden kendimi sorumlu görür, öyle hareket ederim. Ercan’a değişiklik yaptığımda nedenleriyle anlatırım. Ama onun da şaşıracağı pek çok şey olacak ekranda. Ben o şaşkınlığın, onun kurduğu dünyanın vardığı yere dair çok keyifli, pozitif bir duygu olacağına eminim.

Bugün içinde yaşadığımız adaletsiz, sömürücü düzen, bugünü ve geleceği çalınmış hisseden gençler bir fon değil bizim için, dizimizin ana konusu.

Saygı, duyurulduğu ilk günden bu yana Behzat Ç. hayranları arasında büyük bir heyecan yarattı. Herkes Behzat Ç.’nin gizemli karakteri Ercüment Çözer’in nasıl bir hikâyesi olacağına dair farklı fikirler ortaya attı. Ancak dizinin ilk bölümü, Ercüment Çözer’in kim olduğunu anlatmanın ötesine geçerek bambaşka bir hikâyeyle çıktı karşımıza. Ne dersiniz, sizce Behzat Ç. hayranlarının kafasındaki o büyük “Nedir bu Ercüment Çözer’in hikâyesi?” sorusu aydınlanacak mı?

Ercüment Çözer kimdir sorusu bu sezon ilerledikçe şüphesiz net bir şekilde cevabını bulacak. Ama bu soruya Behzat evreninden bir cevap geleceğini bekleyenler yanılabilir. Daha büyük bir şeyin peşinde Ercüment. Ve Ercüment’i şekillendiren geçmiş ve öğeler beklediğinizden çok daha şaşırtıcı olacak. Öykümüz bugün Ercüment’i Helen’i ve Savaş’ı, adalet sistemini ve medyayı içine alan bir çemberken bir yandan da bu ülkenin ve dünyanın tarihindeki karanlık noktalardan beslenen bambaşka bir aile tarihi serimleniyor olacak. Çözer hanedanının öyküsü tahminlerinizin çok ötesinde bir yerlere uzanıyor.

İlk bölüm üzerine düşündüğümüzde dizinin Türkiye’nin bugünkü toplumsal sorunlarına alan açtığını söylemek mümkün. Toplumsal sorunlar dizinin akışında alt öyküler olarak mı karşımıza çıkacak, yoksa ilerleyen bölümlerde dizinin merkezine mi oturacak?

Bugün içinde yaşadığımız adaletsiz, sömürücü düzen, bugünü ve geleceği çalınmış hisseden gençler bir fon değil bizim için, dizimizin ana konusu. Aralarında organik bir ilişki var ve öykümüzün merkezinde yer almaya devam edecek bu meseleler. Ama kimseye ders verir bir ton yok orada. Bu berbat düzenin içindeki tatsız bir olasılığın ve ona inat tüm güzelliğiyle onun merkezinde yeşeren temiz bir aşkın hikâyesi bu. Bir de bu olasılıklarla oynayan canımız sosyopatımız Ercüment’in tabii.


Saygı, BluTV’de yayında.

© 2013 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.