Şu An Okunan
Behzat Ç. Kaldığı Yerden: Ercan Mehmet Erdem ile Söyleşi

Behzat Ç. Kaldığı Yerden: Ercan Mehmet Erdem ile Söyleşi

Türkiye’nin hem çok sevilen hem de tartışma yaratan dizilerinden Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi BluTV ekranlarında yayınlanacak yeni sezonuyla geri dönüyor. Senarist Ercan Mehmet Erdem Behzat Ç. karakterini, dizinin dünyasında Ankara’nın önemini ve kendisine ilham veren edebiyatçıları anlatıyor.

Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi altı yıllık bir aranın ardından BluTV’nin özel yapımı olarak ekranlara dönüyor. Televizyon tarihimizdeki hiçbir dizi güncel siyasetle Behzat Ç. kadar dirsek teması kurmamıştır desek yeridir. Cumartesi Anneleri’nden Festus Okey davasına dizinin ele aldığı politik meseleler hâlen güncelliğini koruyor. Bu meselelere yenileri de eklenmeye devam ediyor. Behzat Ç.’nin uyarlandığı ‘Her Temas İz Bırakır’ ve ‘Son Hafriyat’ romanlarının yazarı Emrah Serbes’in ilk bölümden bu yana senaryoyu emanet ettiği Ercan Mehmet Erdem, dizinin neden hem farklı kesimlerden bu kadar ilgi görüp hem de tepki çektiğini anlatıyor. Komiser Behzat’ın, dâhil olduğu karanlığın içinde başkalarının acısını görebilen vicdanlı biri olduğu için benzer polisiye karakterlerden ayrıldığını dile getiriyor. Cinayetleri çözmek için atılan adımların işi “aydınlığa değil daha da karanlığa” götürdüğü kara filmlerden, Coen Kardeşler’in mizahından, Patricia Highsmith’ten feyz alan bu dizi Ankara’yı, Sıhhiye Köprüsü’nü bilenlerin anlayacağı bir dünyaya sahip aynı zamanda. Yeni sezonunda da, buraya ait bir söz bulmanın peşinde, yine ‘vosvos’a atlatıp yola çıkarıyor yeni ve eski karakterlerini.

Behzat Ç. hem romanda hem de ilk sezonlarında kara filmlerden tanıdığımız o her yana sinmiş çürümüşlük hissini vermeye özen gösteriyordu. Kara film türüyle olan bu bağın dizinin başarısında önemli bir rolü olduğu yorumuna katılır mısınız?
Katılıyorum. Sinemada en sevdiğim türdür aynı zamanda. 2006 yılında Behzat Ç.’nin ilk romanı ‘Her Temas İz Bırakır’ı okuduğumda Emrah’ın yakaladığı dili tür bağlamında çok özenli ve bilinçli bulmuştum. Bir yandan Ankara’nın gri atmosferinde tırnak içinde suçlularla mücadele anlatılırken diğer yandan da karakterlerin bu çürümüşlükten nasiplerini almış olmaları, kara filme evrilmesine olanak sağlıyordu. Cinayetleri çözmek için atılan adımlar aydınlığa değil daha da karanlığa götürüyordu karakterleri. Bu tür aynı zamanda içinde mizah duygusunu da barındırır ama bu mizah çoğu zaman güldürmek için değil, hayatın sıradanlığına sinmiş absürd durumları deşifre etmek için kullanılır. Behzat Ç.’yi yazdığım 96 bölüm boyunca hep buna dikkat etmeye çalıştım.

Dizinin dünyasını kurma konusunda Emrah Serbes’in katkısı ne şekildeydi? İkinizin nasıl bir ortak çalışma düzeniniz vardı? Emrah Serbes’in yaşadığı adli vakalar ve aldığı ceza dizinin algılanma biçimini etkileyecek mi sizce?
Emrah’la üniversitede aynı dönemde okuduk, aynı zamanda ev arkadaşıydık. Birbirimizin kalemini çok severdik o zamanlar da. Mezun olduktan sonra da beraber çalıştık, TRT’ye 175 bölüm dizi yazdık, başka işlerle uğraştık. İş Behzat’a gelince, yani romanı dizi yapma teklifine gelince Emrah yazdığı romanın dizisini yazmak istemedi. Yapımcıya “ya Ercan yazar ya da iş olmaz” dedi. Diziyi yazmaya başladığımda en büyük şansımın Serdar Akar’la çalışmak olduğunu anladım. Başka yapımcılarla yapılamayacak birçok şey onun sayesinde oldu. İzlediğiniz Behzat Ç. Serdar Akar’ın senaryoya sansür anlamında müdahale etmemesi ve kimseye de ettirmemesi sayesinde oluştu. Yazdığım sürede Emrah’la ara sıra oturur sohbet ederdik, fikrini alırdım ama direkt yazım sürecine müdahalede bulunmazdı. İki sezon boyunca on bölümde bir birlikte yazma kararı almıştık. Bu onun katları birkaç bölüm istisnaydı. On bölümde bir yazdığımız bölümlere de ‘özel bölüm’ der, konuyu da ona göre seçerdik. Daha sansasyonel bölümler olurdu. Bu bölümler haricinde benim kurduğum dünyaya, karakterlere saygı duyardı. Eskiden nasıl yazdıysam şimdi de öyle devam ediyorum, değişen bir şey olmadı.

Behzat Ç.’nin referansları arasında Melih Gökçek dönemi Ankara’sının ruh hâli, sürekli bir inşaat hâliyle sakat bırakılan şehrin (ikinci kitabın adı ‘Son Hafriyat’ da buna gönderme yapıyordu) dönüşümü de vardı. Yeni belediye ve değişen dinamikler diziye de yansır mı sizce? Yoksa dizinin Ankara’yla bağı iktidarlardan, güncel siyasetten bağımsız mı?
Ankara dizinin karakterlerinden biriydi. Hikâyenin geçtiği şehri karakterlerinizden biri hâline getiremezseniz hikâyenin orada geçmesinin anlamı azalır. Behzat Ç.’nin her sahnesi, karakterleri şehirle uyum içinde yaratıldı. Bir bölümde Sıhhiye Köprüsü’nün altındaki tavuk dönercinin “insaniyet namına döner bıçağıyla girişeyim dedim amirim” diyerek ifade vermesi karakteri tanımladığı kadar Sıhhiye Köprüsü’nü bilenler için de Ankara’ya has bir hissiyat verir. Bunu senaryoda geçen her mekâna uyarladığınızda ilmek ilmek bir şehri tanımlamış oluyorsunuz.

Bu kez bir dijital platformda yer alacağınız için görece bir özgürlük hissediyor musunuz? Behzat Ç.’de kullanılan dil ve politik göndermeler sertleşecek mi? Bazen anaakım televizyondan kurtulmanın serbestliği yalnızca cinsiyetçi küfürlerin artışı olarak da karşılık bulabiliyor…
Dizinin politik tavrının sertleşmesine gerek yok, zaten sertti. Cumartesi Anneleri’ni onların gözünden işleyen, Hrant Dink cinayetini masaya yatıran, Festus Okey’i katledenleri deşifre etmeye çalışan, kimsenin dokunmaya cesaret edemediği, hükümetle Fethullahçı çetenin kol kola olup hukuku katlettiği dönemde kafasını çevirmeyip gerçekleri bağıran bir dizi Behzat Ç. Değişen çok bir şey olmayacak.

Dijital özgürlükte cinsiyetçi küfürlerin artışı aptalca bir şey ama akla bu geliyor, haklısınız. Biz de ilk sezon cinsiyetçi olmakla, şiddeti meşrulaştırmakla eleştirildik. Bunları da ilk sezonun içinde olabildiğince hâllettik, sonrasında da bilinçli bir şekilde bundan uzaklaştık. Özeleştirimizi bu konuda verdik yani. Biz kaldığımız yerden devam ediyoruz.

“Kürt olmasa da Kürt meselesinde önyargılardan arınmış bir şekilde hareket edebilmesi, seksist dilli bir hetero olmasına rağmen toplumsal cinsiyet meselesinde bir transın haklılığını görebilmesidir (…) Behzat Ç.’yi diğerlerinden ayıran.”

Polisiye günümüzün en popüler türlerinden biri. Siz Behzat Ç. için hangi edebî kaynaklardan/hangi filmlerden beslendiniz? Hangi polisiye alt türlerini takip edersiniz?
Leo Malet’nin kara üçlemesinde yarattığı atmosfer ilk aklıma geleni. Dostoyevski okumanın çok faydasını gördüm. Patricia Highsmith’in karakter yaratımındaki özeni ve bunu polisiye hikâyenin içinde işleyişi çok etkilemişti. O kadar çok var ki… Coen Kardeşler’in kara filmlerinde kullandıkları ironi, mizah unsuru yine yazarken seyirciye geçirmek istediğim duygu durumlarından biriydi. Bu başlı başına bir sohbet konusu, şimdilik bu kadar söylemiş olayım.

Arızalı, iktidarla uyuşmayan polis karakteri farklı dönemlerde yankı bulmuş bir arketip aslında. Behzat Ç.’nin kitlesel bir karşılık bulmasında ve benzer polisiyeler arasından sıyrılmasındaki ana etken neydi sizce?
Behzat Ç.’nin farkı vicdanlı olması. Bizimki gibi memleketlerde bu, turnusol kâğıdı işlevi görüyor. Vicdan derken kastettiğim şey saftirik bir şekilde sevgi dolu olması değil, ezilenlerin yanında yer alabilmesidir. Kürt olmasa da Kürt meselesinde önyargılardan arınmış bir şekilde hareket edebilmesi, seksist dilli bir hetero olmasına rağmen toplumsal cinsiyet meselesinde bir transın haklılığını görebilmesidir. Başına türlü belalar açılacağını bildiği hâlde doğrunun peşinde koşması, kimseye eyvallah etmemesidir Behzat Ç.’yi diğerlerinden ayıran.

Yeni sezonda bizi dizide ne gibi değişiklikler bekliyor? Yeni karakterler eklenecek mi? Bahsetmek istediğiniz özel bir karakter var mı?
Aradan altı sene geçti. Behzat Ç. kırmızı vosvosuna atlayıp bir bilinmeze doğru yola çıkmıştı. Bu yolculuk önemli bir yer tutuyor yeni sezonda. Kendisinden ne kadar uzaklaşabildi, ne kadar uzağa gidebildi? Yoksa gitse de aslında hep olduğu yerde mi kaldı? Bunun haricinde cinayet büro yeniden kurgulanıyor. Hayalet ve Akbaba’nın yanına yeni elemanlar dâhil oluyor. Bir yandan Ercüment Çözer’in başlarına öreceği çorapla uğraşırken diğer taraftan yine katillerin peşinde üçüncü sayfa cinayetlerini aydınlatmaya devam edecekler.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.