Şu An Okunan
Jean-Paul Belmondo’nun Ardından: Serseri Âşığa Veda

Jean-Paul Belmondo’nun Ardından: Serseri Âşığa Veda

Jean-Paul Belmondo 6 Eylül tarihinde, 88 yaşında hayatını kaybetti. Kuşkusuz en çok Serseri Âşıklar’ın Michel’i olarak hafızalara kazınmıştı ama uzun kariyeri boyunca pek çok farklı yönetmenle çalıştı, suç filmlerinden hafif komedilere çok farklı türlerde yeteneklerini sergiledi.

Tuna Yüksel

Jean-Paul Belmondo 9 Nisan 1933’te, Paris’in batı yakasında, varlıklı insanların yaşadığı Neuilly-sur-Seine banliyösünde dünyaya geldi. Cezayir doğumlu babası Paul Belmondo, İtalya (Sicilya ve Piedmont) kökenli ünlü bir heykeltıraştı. Annesi Madeleine Belmondo ise dansçıydı. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Paris’e yerleşen ve aralarında Albert Camus’nün olduğu pek çok sanatçıyla dostluk kurmuş babasının aksine Jean-Paul Belmondo, lise yıllarında sanattan çok sporla, özellikle de futbolla ilgileniyordu. Tıpkı Camus gibi lisede kalecilik yapan Belmondo, kaleyi gole kapatma konusunda başarısız olduğunu fark edince bir başka spora, boksa yöneldi. Yaklaşık yirmi kadar boks maçına çıkan Belmondo, burnunun kırılmasıyla bu spordan da vazgeçti. Yine de hayatı boyunca sporla ilgilenmeyi sürdüren aktör, Fransız futbol takımı Paris Saint Germain’in kuruluş manifestosunda imzası olan beş kurucu üye arasında yer alacak ve takımın koyu bir taraftarı olarak, Parc des Princes Stadyumu’nda oynanan maçları yıllarca kaçırmayacaktı.

Yirmi yaşına geldiğinde Belmondo sporculuk hayallerinden vazgeçip oyunculuk yapmaya karar vermişti. Paris Konservatuarı’nda eğitim almaya başladı, 1950’li yılların ilk yarısını tiyatro sahnelerinde geçirdi. Sinema kariyerine yirmi üç yaşındayken, 25 dakikalık Molière (1956) adlı kısa filmle başladı. Bu filmin ardından sık sık Marc Allégret’yle çalışan Belmondo, yönetmenin Sois Belle et Tais-toi (1958) filminde gösterdiği performansla dikkatleri üzerine çekti. Filmin kadrosunda, oyuncunun kariyeri boyunca kıyaslanacağı ama aralarında rekabetten ziyade sıkı bir dostluk kurulacak bir başka efsane de yer alıyordu: Alain Delon. Jean-Luc Godard’la da bu filmin çekimleri sırasında tanışan Belmondo, kısa süre sonra Godard’ın Charlotte et son Jules (1958) adlı kısa filminde oynadı. 1960 yılına geldiğimizde Godard’ın ilk uzun metrajı Serseri Âşıklar (À Bout de Souffle), Belmondo’yu bir anda dünya çapında tanınan bir yıldıza dönüştürdü. Bu filmde, benzersiz yüzündeki o çapkın gülümsemesiyle sinema tarihinin en unutulmaz performanslarından birine hayat veren Belmondo, elinden hiç düşürmediği sigarasıyla birlikte serseriliğin, aylaklığın, kural tanımazlığın, cool’luğun perdedeki sembollerinden biri hâline geldi.

Aynı yıl Avrupa sinemasının büyük ustalarından Vittorio De Sica’nın İki Kadın’ında (La Ciociara, 1960) başrolü Sophia Loren’le paylaşan Belmondo, Kadın Kadındır (Une Femme est une Femme, 1961) ve Çılgın Pierrot (Pierrot le Fou, 1965) filmlerinde Godard’la yeniden işbirliği yaptı. Bu dönemde pek çok suç filminde ve komedide rol alan Belmondo Jean Becker’in Tatlı Serseri’sinde (Tendre Voyou, 1966), Louis Malle’in Hırsız’ında (Le Voleur, 1967), François Truffaut’nun Evlenmekten Korkuyorum’unda (La Sirène du Mississipi, 1969) boy gösterdi. Philippe de Broca’nın Rio Macerası (L’homme de Rio, 1964) filminden itibaren dublör kullanmayı bırakan Belmondo, 1985 yılına kadar en tehlikeli sahnelerde dahi bizzat kendisi oynadı. Aktörün dublör kullanmama kararından vazgeçmesi, elli iki yaşındayken oynadığı Palyaço’da (Hold-Up, 1985) başından yaralanmasıyla olacaktı.

Serseri Âşıklar

1970’li yıllarda rotasını aksiyonu bol gişe filmlerine çeviren Belmondo, 1970’te başrolünü Alain Delon’la paylaştığı Borsalino Çetesi’nden (Borsalino, 1970) itibaren Çirkinleri Severim (Docteur Popaul, 1972), Sevimli Kabadayı (La Scoumoune, 1972), Amansız Mücadele (L’héritier, 1973), Şahane Serseri (Le Magnifique, 1973), Kiralık Serseri (L’alpagueur, 1976), Çapkın Polis (Flic ou Voyou, 1979), Deli Fişek (Le Guignolo, 1980) ve Profesyonel (Le Professionnel, 1981) gibi sayısız benzer filmde rol aldı. “Macera filmlerinde oynamayı entelektüel filmlerde oynamaya tercih ederim” diyen Belmondo, kariyerine yönelik eleştirilere “eğer o entelektüel saçmalıklara devam etseydim insanlar benimle bu kadar uzun süre ilgilenmezdi. Çünkü insanlar o kadar aptal değil” diye cevap veriyordu.

1980’lerin ortasından itibaren kariyerindeki üretkenlik azalan Belmondo, 1987 yılında çok özlediği tiyatro sahnelerine geri döndü. 1988’de Claude Lelouch’un Itinéraire d’un Enfant Gâté (1988) filmiyle kariyerinin ilk ve tek César Ödülü’nü kazanan Belmondo, ödülü reddetti. Bunun nedeni ise ödül heykelciliğini tasarlayan ve adının verildiği ünlü heykeltıraş César Baldaccini’nin, heykeltıraş olan babasına ettiği hakaretlerdi. 1995 yılında Agnès Varda’nın 101 Gece (Les Cent et Une Nuits de Simon Cinéma, 1995) filminde Profesör Bébel karakterine hayat veren oyuncu, Kasım 1999’da bir tiyatro oyunu sırasında, sahnedeyken kalp krizi geçirdi. 2001 yılında felç geçirince oyunculuğu bırakan Belmondo, 2008 yılında Un Homme et son Chien filmiyle yedi yıllık bir aranın ardından son kez kamera karşısına geçmiş oldu. 2011’de Cannes Film Festivali’nde, 2016’da Venedik Film Festivali’nde, 2017’de Cesar Sinema Ödülleri’nde Onur Ödülü’ne layık bulundu. 2019’daysa Fransa’nın en büyük onur nişanı olan Legion d’Honneur’le ödüllendirildi.

6 Eylül 2021’de Paris’teki evinde 88 yaşında hayatını kaybeden Jean-Paul Belmondo kariyerinin henüz başında rol aldığı Serseri Âşıklar’dan itibaren sinemanın en “serseri”, en “sempatik”, en “cool” karakterleri arasına adını yazdırmış bir yıldızdı. Elinde sigarası, yüzünde gülümsemesiyle Belmondo’nun sinemanın hiç unutmayacağı bir ikon olarak kalacağına şüphe yok.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.