Şu An Okunan
Mare of Easttown: Acı Çekmek Özgürlükse…

Mare of Easttown: Acı Çekmek Özgürlükse…

Mare of Easttown

Amerikan kültürünün sıkı sıkıya bağlı olduğu kahramanlık kültürüyle hesaplaşan Mare of Easttown, anneliğin onlarca farklı kılığa bürünerek çok yönlü bir okumaya alan açtığı bir küçük kasaba polisiyesi olarak tamamen kendine özgü bir yerde duruyor.

Mare of Easttown’ın delici sahiciliğinden bahsederken; hakkında hiçbir şey bilmediğimiz Delaware County aksanını, her daim yataktan yeni kalkmış gibi görünen saçları, kirli sepetinde birkaç gün beklemiş giysileri, çağın güzellik anlayışına orta parmağını kaldıran derin yüz çizgilerini, yok efendim sevişme sahnesinde törpülenmeyen Kate Winslet göbeğini ait oldukları yere, basın bültenine postalamalı önce. Eğer Easttown’ın tüm kültürel kodlarıyla birlikte bir yerlerde gerçekten var olduğuna inanıyorsak, saçlara fön çekmedi diye setin saç tasarımcısına alkış tutmaktan daha coşkulu önceliklerimiz olmalı. Instagram çağında, olduğumuz gibi görünmekle ilgili öyle büyük sıkıntılarımız var ki ekrandaki bu filtresizliğin büyük meziyet sayılması biraz can yakıyor. Dizinin otantikliğini de aynı cümlelere hapsediyor, sahiciliğin doğallıktan ibaret olduğu yanılsamasına kapılıyoruz. Oysa Mare of Easttown’da ve Mare’in ta kendisinde ölümüne gerçek olan başka bir şeyler daha var. Buralı olsaydı onu en iyi bir Ahmet Kaya şarkısı anlatırdı. 

Envai Çeşit Annelik

Easttown’daki hikâyeler, bölgelere ayrılan ülkeler gibi annelere ayrılıyor; üstelik her annelik deneyiminin bir diğerinden farklı ve en az onun kadar değerli olduğu bir bütünden bahsediyoruz. Mare yaralı annelik deneyimiyle yüzleşemezken, yanı başında en yakın dostu Lori anne olarak yaptığı tüm fedakârlıklarla türlü bedel ödeyerek yüzleşmek zorunda. Mare’in annesi Helen konforlu ve hafif kaçık bir anneliğin tadını çıkarırken, Erin ölmeden önce bebeği adına hayatının en çaresiz günlerini yaşıyor. Dawn kayıp kızının orada bir yerlerde olduğundan emin ve onu bulmaya ölesiye kararlıyken, Colin’in annesi Judy onu hiç beklemediği bir anda kaybetmenin acılı öfkesi içinde. Mare’in torununun annesi Carrie kırık dökük bir anneliğin üzerine yeni anılar inşa etmeye çalışırken, Jess’in annesi Trisha var olan birkaç sahnesinde sağlam duruşunu hiç bozmayarak salt güven veriyor. Dylan’ın annesi Katherine her türlü hırçınlığı pamuklara sarıp yumuşatıyor. Diğer köşede Mare’in kızı Siobhan anne olmasa da sevgilisine annelik yaptığı bir ilişkinin içinde çırpınıyor. Kendi annesinden beklediklerini ilişkisinde uygulamaya girişmiş, farkında olmadan ondan daha iyi bir anne olabileceğini kanıtlamanın derdinde. Daha önce anneliğin onlarca farklı kılığa bürünerek çetrefilli ve çok yönlü bir okumaya alan açtığı bir küçük kasaba polisiyesi izlemiş miydiniz? Üstelik suçun da pek umurunuzda olmadığı, bölüm sonu şoklarının ikinci planda kaldığı, sanki hayatın kurmacanın önüne geçtiği…

Maskülen Bir Esas Kadın

Mare gibi kusurlu, kaba, teklifsiz, işinde çok iyi ve önyargılı karakterlerin genelde erkek olarak yazıldığını biliyoruz. Matthew McConaughey’den Robert Duvall’a her yaştan erkek için çantada keklik bir rol. Mare’in de bu genellemeyi kolaylaştıran maskülenliğini görmezden gelemeyiz. Geniş gömlekleri, ağzına tıkıştırdığı koca lokmaları, beslenme şekli, elektronik sigarası, vücut dili ve ilişki anlayışıyla annesi değil babası olmaya, içten içe onu memnun etmeye çalışan bir kız çocuğunu saklıyor içinde. Öte yandan kadın politikacılar gibi cinsiyetsiz de değil. Hatta etrafındaki erkekleri kadın oluşuyla ezen bir ağırlığı var. Hayatındaki erkekler onun yanındayken olmak istedikleri erkek olamıyor, sadece sıralarını bekliyor. Eski eşi Frank hayatının Mare’den sonraki döneminde başka bir kadın için mutfağa girip yemekler yapan, ideal bir eş adayına dönüşüyor. Colin bir kahraman olarak geldiği kasabada Mare’in etki alanına girdiği anda tüm erkeksi kontrolünü kaybediyor, küçük bir oğlan çocuğuna dönüşüyor. Guy Pearce’ın canlandırdığı Richard’ın Mare için doğru kişi olması da bundan. Mare gibi bir zamanlar büyük bir başarıya imza atmış, şimdi de o başarının hayaletiyle çarpışıyor. Mare’in kaotik hayatının dışında kalıp ona dışarıdan güç vermeyi hiç sorun etmiyor. Ortalama her erkek karakter gibi müdahaleci, kurtarıcı ya da korkak davranmıyor. Richard öyküye ilk girdiği anda aklınızdan geçenleri bir düşünün. Mare başka bir dizide kasabaya yeni taşınan yabancıya kapılıp gafil avlanan ve muhtemelen katille sevişen bir kaybeden olacakken, Easttown’da yanlış zamanda doğru kişiyle karşılaşan, iyi giden bir ilişkiye veda da edebilecek olgunlukta bir esas kadın. Hem bu kasabanın içindeki suç çarkları kasabanın yabancısına pabuç bırakmayacak kadar hızlı dönüyor.

Mare of Easttown

Kahramanlığın Laneti

Çok kısa bir süre içinde anlıyoruz ki, Easttownlı olmak çoğunlukla yıkılmış gençlik hayalleri demek. Kasaba, erkenden evlenen, ne olduğunu anlamadan çocuk sahibi olan, hayatı boyunca kasabadan çıkamayan, ideal aile fikrinin koynundan bile kovulan kırık dökük yetişkinlerle dolu. Yeni nesil ise onlardan beter. Uyuşturucu, seks işçiliği, parasızlık, intihar… İlk bölümde Mare’in lisesindeki 25. yıl töreninin şeref konukları bu portrenin harika bir özeti. Takım içinde kaderine çelme takmış tek kadının oradan çok uzaklarda yaşaması tesadüf değil. Mare’in hayatının en parlak zaferinin sadece bir an sürmüş olması da öyle. Diğer polisiyelerde olduğu gibi suç ansızın kasabaya uğramıyor bu kez. Hayat kendi başına suç ve sefaletin öz kaynağı. Kahramanlık ucuz, sahte ve zehirli bir zafer. Mare of Easttown, Amerikan kültürünün sıkı sıkıya bağlı olduğu ve parlatmaktan hiç vazgeçmediği kahramanlık geleneğinden âdeta intikam alıyor. Ne karakterlerine ne de seyirciye bir zafer duygusu bahşediyor. Öyle ki katilin ortaya çıktığı anda bile, kahramanlığın birikmiş lânetiyle hesaplaşıyor. Dizinin en cüretkâr tarafı bu. Başka bir şehrin kahramanı Colin’in aslında herkesin düşündüğü kişi olmadığını itiraf ettikten sonra, kafasına saplanan tek bir kurşunla yeniden kahraman ilan edilmesi kadar hayat. Colin’in annesinin tokadı kadar.


Mare of Easttown, Bein Connect’te izlenebiliyor.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.