Şu An Okunan
Altın Portakal Günlükleri 2020 #3

Altın Portakal Günlükleri 2020 #3

57. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde üçüncü gün geride kaldı. 6 Ekim Salı günü Ulusal Yarışma’da izleyiciyle buluşan filmler Ferit Karol’un ilk uzun metrajı Kumbara ve Erdem Tepegöz’ün merakla beklenen yeni filmi Gölgeler İçinde oldu.

Ulusal Yarışma’da günün ilk filmi, Semer (2013) ve Günlerin Ardından (2019) gibi kısa filmleriyle tanınan Ferit Karol’un ilk uzun metrajı Kumbara’ydı. Orta sınıf bir çekirdek aile portresi çizen Kumbara, ailenin babası Orhan’ı (Murat Kılıç) merkezine alıyor. Eviyle, işiyle, sosyal ilişkileriyle orta direk bir hayata sahip Orhan’ın başına gelen birtakım olaylar sonucu, sahip olduğu sınıfsal pozisyona tutunma çabasını, büyük ölçüde ev hayatındaki yansımalar ve eşi Ayfer’le (Gülçin Kültür Şahin) ilişkisi üzerinden takip ediyoruz. Orhan’ın kefil olduğu ancak bir anda ortadan kaybolan bir arkadaş, ödenmesi gereken kirayı zora sokan bir müteahhit ve komadaki anne, karakteri ekonomik olarak köşeye sıkıştırmaya, onu sınıfsal bir eşiğe doğru itmeye başlıyor. Orta sınıfa özgü o batma korkusu ile rahata erme arasında bir gerilim kurmaya çalışıyor film. Filmin hem güçlü hem de zayıf yanlarının burada olduğunu söylemek mümkün.

Kumbara’nın isminin çağrıştırdığı biriktirme ediminin işlediği yer de burası. İlk anlarından itibaren Orhan karakterinin sınıfsal pozisyonunu çerçeveye alan yönetmen, karakterin başına gelen olayları filmin duygusal kumbarasına atmaya çalışıyor. Kumbara’nın bu duygusal bakiyeye yatırım yapan ve önemli gelişmeleri Erdem Helvacıoğlu imzalı gergin müzikle, her seferinde müziğin süresini biraz daha uzatarak imleyen kurgusu, şüphesiz ki filmin kuvvetli yanlarından. Aynı şekilde filmin bu duygusal yükün taşınmasında ciddi biçimde yatırım yaptığı oyuncu performanslarında da istediğini aldığını söylemek mümkün.

Öte yandan Kumbara’nın anlatısının giderek zayıflamasının, kendini ilginç kılmakta zorlanmasının nedeni de bu birikimle ne yapacağını bilecek mesafeyi kuramamasından kaynaklanıyor. Zira filmin özellikle ilk yarısında ilginç denebilecek bir yolda ilerleyen karakter çalışması, yapılan birikimi anlatı açısından kullanacak fikri bir türlü bulamıyor. Aynı sınıfsal ve sosyal durumları vurgulayan birbirine benzer sahnelerin devamı mevcut birikimin de dağılmasına, sasılaşmasına neden oluyor. Bu anlamda, çizdiği minimalist portreyi bir türlü ilginçleştiremeyen, parlatamayan bir film Kumbara. Bu biraz da filmin büyük yatırım yaptığını anladığımız finalini güçlü kılacak dramatik arka planı film boyunca senaryo düzeyinde pek kuramamış olmasından kaynaklanıyor. Bununla birlikte filmin özellikle kurgu ve oyunculuk ödüllerinde yarışta adı geçecek filmlerden birisi olduğunu tahmin etmek mümkün.

Festivalin üçüncü gününde seyirciyle buluşan bir diğer filmse ilk uzun metrajı  Zerre’yle (2012) büyük beğeni toplayan Erdem Tepegöz’ün yeni filmi Gölgeler İçinde’ydi. Dünya prömiyerini Moskova Film Festivali’nde yaptıktan hemen sonra Antalya’da gösterilen film, belirsiz bir zaman ve mekânda geçen, distopik bir dünyaya odaklanıyor. Tepegöz’ün filmi büyük ölçüde tasarladığı görsel atmosferle öne çıkan, kurmaya çalıştığı distopik evreni mekânın karanlığından ve yaşanmışlığından devşiren bir yapım. Gürcistan’da terk edilmiş eski bir maden kasabasında çekilen filmin mesken tuttuğu fiziksel ortam, anlatının taşıyıcılığını üstlenen bir önem taşıyor. Hem görüntü yönetimi hem de mizansen gücüyle filmin bunu büyük ölçüde başardığını söylemek de mümkün. Başroldeki Numan Acar’ın karanlık ifadeleri ve ketumluğuyla ortama uyum sağlayan oyununun da bunda payı mevcut. Ancak Gölgeler İçinde’nin distopya gibi, metinsel arka planın ve söylenen sözün hayati önem taşıdığı bir alanda en bilinen öncüllerinin üzerine bir perspektif getirebildiğini söylemek pek mümkün değil.

Gölgeler İçinde’de sıklıkla alanın en bilinen örneklerini doğrudan çağrıştıran unsurlardan faydalanılıyor. İşçilerin bir tür kölelik düzenine mahkûm edildiği ve “yerin dibinde” çalışmaya zorlandığı, arkasında kimin durduğu bilinmeyen gözetim kameralarının her şeyi zapturapt altında tuttuğu bu dünya, Metropolis (1927) ve 1984 (1984) gibi zaman içinde kendisine verilen referansları taşımaktan yorulmuş, aşınmış klasikleri doğrudan çağrıştırıyor. Öte yandan Gölgeler İçinde’nin distopya ortamına neden olan şartlarla ilgilenmek, bir toplumsal ve tarihsel perspektif yerleştirmek yerine bunu çağrıştırdığı referansların (belki de biz seyircilerin distopya anlatılarına aşinalığının) alışkanlığına bırakması, kendi hikâyesinin başlamasına dahi engel oluyor. Filmin başında öğrendiğimiz birkaç detay dışında bu etkileyici dünyada gelişecek herhangi bir hikâyeyi mümkün kılacak bir anlatı oluşmuyor. Aksine, birbiriyle didişen işçiler ve her şeyi bilen ama bir türlü anlayamadığımız aforizmik “tamirci” karakteri gibi, anlatıya klişe katkılar yapan başka detaylarla karşılaşıyoruz.

Gölgeler İçinde’nin kurduğu evrenden dişe dokunur bir anlatı çıkaramamasının ana sebeplerinden biri de Numan Acar’ın canlandırdığı karakterin öncülüğünde gelişen mücadeleyi ısrarla hedefsiz ve belirsiz bırakması. Zira distopya, tanımı gereği kurduğu alegoriye bugünün ya da geçmişin şartlarıyla ilişkili bir iktidar algısı kuşatmakla yükümlü bir tür. Kameraların ardında kimsenin olmaması gibi basit ‘Platon’un Mağara Alegorisi’ çağrışımlarının ya da makinelerin bu dünyayı kontrol etmesi gibi ihtimallerin belirsiz kalması, Gölgeler İçinde’nin takip ettiği işçi sınıfı mücadelesinin hedefsiz kalmasına, boşluğa düşmesine neden oluyor. Sonuç olarak işçinin boşluğa doğru yakardığı zafer nidasının da, finaldeki –yine görsel olarak çok etkileyici kurulmuş– toplu infial hâlinin de seyirciyle ilişki kuran bir tarafı olamıyor. Numan Acar’ın perdede kalan gözlerini de, film bittikten sonra asılı kalan “makinenizin başına dönün” çağrısını da bir yere yerleştirmek imkânsızlaşıyor. Sonuç olarak Gölgeler İçinde teknik tarafıyla Ulusal Yarışma’da gördüğümüz filmlerin oldukça üzerinde ancak aynı özeni ve hevesi metinsel kısmına taşıyamamış bir film izlenimi bırakıyor.

Ulusal Yarışma’da bugün Azra Deniz Okyay’ın 77. Venedik Film Festivali’nden ödülle dönen filmi Hayaletler ve Tunç Şahin’in yeni filmi İnsanlar İkiye Ayrılır’ın gösterimleri yapılacak.

<<<

>>>

© 2013 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.