Şu An Okunan
Trey Edward Shults: İç Dünyadan Naklen

Trey Edward Shults: İç Dünyadan Naklen

Trey Edward Shults

Krisha’yla son on yılın en etkileyici ilk filmlerinden birine imza atan Trey Edward Shults yine kişisel anılarından yola çıkan iki uzun metraj daha çekti. Her filminde ses tasarımına azami önem gösteren yönetmen, artık kişisel konulardan uzaklaşmaya hazırlanıyor.


Bu yazı, Altyazı’nın Ağustos 2020 tarihli 198. sayısında yayımlanmıştır.


İlk filmini çeken genç yönetmenlerin iyi tanıdıkları konulara yönelmeleri, hattâ zaman zaman yakın çevrelerinden ya da kendi hayatlarından esinlenmeleri aşina olduğumuz bir durum. Çoğu sinema yazarına göre Krisha’yla (2015) geçtiğimiz on yılın en iyi ilk filmlerinden birine imza atan Trey Edward Shults için de aynısını söyleyebiliriz. Fakat Shults bu üretim biçimini, bir açıdan bakarsak birbirine benzemeyen ama başka bir açıdan bakarsak da çok güçlü ortak noktalar paylaşan üç uzun metraj filmi için de benimsemiş durumda.

Adını baş karakterinden alan Krisha, orta yaşlı alkol bağımlısı bir kadının bir Şükran Günü yemeğinde yıllar önce terk ettiği ailesiyle tekrar bir araya gelmesini konu alıyordu. Shults bu karakteri, uzun süre bağımlılıkla mücadele eden ve bir aile yemeği sırasında durumu tekrar kötüleştikten kısa süre sonra aşırı dozdan ölen kuzeninden esinlenerek yazmıştı. Filmin başrolündeyse teyzesi vardı. Diğer oyuncuların da neredeyse tamamı Shults’un yakın akrabalarıydı, hattâ Krisha’nın oğlu rolünü de yönetmen bizzat üstlenmişti. Filmin çekildiği mekânsa Shults’un annesinin eviydi.

Krisha
Krisha

Krisha’yı alışılmış işlevsiz aile filmlerinden ayıran en önemli özelliği, yönetmenin seyirciyi başkarakterin duygu durumu ve dünyayı algılama biçimine sokmak için seçtiği tercihlerdi. Filmi Krisha’nın değişen ruh hâllerine göre üçe bölen ve bu bölümleri de farklı çerçeve oranlarıyla birbirinden ayıran Shults’un özellikle kafa yorduğu bir diğer konuysa ses tasarımıydı. Ev içindeki televizyon, mutfak aletleri, telefon gibi gündelik objelerin sesleri ve diğer karakterlerin konuşmaları iç içe geçerek bir nevi uğultuya dönüşüyor, bu ses efekti yer yer filmin tema müziğine karışıyor, zaman zaman da birbirlerinin yerine geçiyordu. Böylece müzik filmin anlatı dünyasına dışarıdan dâhil edilen bir unsur olmaktan çıkıyor, Krisha’nın zihninin bir parçasına dönüşüyordu.

Çekirdek Aile Etrafında

Shults’un iki yıl sonra çektiği Gece Gelen (It Comes at Night, 2017) ise Krisha’dan farklı olarak bir tür filmiydi. Karakter odaklı, bir konsept etrafında geliştirilmiş yeni nesil korku filmlerinin izini takip eden Gece Gelen, bir salgın hastalığın tüm dünyayı etkisi altına aldığı yakın gelecekte geçiyordu. Salgından korunmak için ormanda bir eve saklanan ailenin söz konusu hastalığı kapan büyükbabalarını öldürmesiyle başlayan film, aslında yine aile içi krizlere odaklanıyordu. Filmin başında tanıştığımız çekirdek aile, bir süre sonra davetsiz misafir olarak hayatlarına giren başka bir aileyle yaşam alanını paylaşmak durumunda kalıyordu. Kısa bir süre için uyumlu bir ortak yaşam modeli geliştiren iki aile, zamanla karşılıklı güvensizlik nedeniyle bu huzurlu ortamın sonunu getiriyordu.

Krisha’yı kuzeninden esinlenerek yazıp yöneten Shults, Gece Gelen’in senaryosunu da yıllardır görmediği öz babasıyla tekrar görüştüğü dönemde kaleme almış. Pankreas kanseri olan babasıyla ölümünden önceki iki ay boyunca hastanede görüşen Shults, vedalaşma ve yas sürecinin Gece Gelen’deki yerini böyle açıklıyor. Zira ölüm döşeğindeki babasıyla arasında geçen bir konuşmayı birebir senaryoda da kullanmış.

Gece Gelen, It Comes at Night
Gece Gelen

Bir tür filmi olsa da Krisha’yla tematik ortak noktaları bulunan Gece Gelen, biçim olarak da yönetmenin ilk filminden izler taşıyordu. Filmin büyük bölümü yine kısıtlı bir mekânda, evde geçiyordu. Karakterlerin salgından korunmak için koydukları kurallar, örneğin hava karardıktan sonra evin dışına çıkmamaları, dış dünyayla bağlantılarını da şekillendiriyordu. Dolayısıyla çoğu korku filminde olduğu gibi karanlık, tekinsizliğin kaynağına dönüşüyordu ve perdede görmediğimiz şeylerin varlığından sesler sayesinde haberdar oluyorduk. Tıpkı Krisha’da olduğu gibi tema müziği ve ses tasarımı birbirini tamamlayarak filmin anlamına hizmet eden bir dünya kuruyordu.

Trajedi ve Kriz

Shults’un geçen yıl festivallerde seyirciyle buluşan üçüncü uzun metrajı Waves (2019) ise şimdiye kadarki en iddialı filmi. Shults, bir trajedi içinde kaybolan karakterleri, yine kriz hâlindeki bir aileyi anlatıyor. Söz konusu trajedi ve kriz, bu hikâyede de ölümle doğrudan bağlantılı. Shults, filme hazırlanırken oyunculara ölüm döşeğindeki babasını ziyaret etmeye gittiğinde kız arkadaşının çektiği özel videoları izletmiş. Bir kez daha kendi travmalarını filmin parçasına dönüştürmüş.

Diğer yandan Waves neredeyse iki bölüme ayrılan anlatısıyla son derece geniş bir kapsama sahip. Bu sefer hikâyenin alanına sınıf, ırk veya erkeklik gibi güncel siyasetle de bağlantılı büyük konu başlıkları, yönetmenin önceki filmlerine oranla çok daha belirgin şekilde dâhil. Hattâ Waves’in bir anlamda “büyük” Amerikan sineması hissi verdiğini bile söyleyebiliriz.

Waves
Waves

Üçüncü filminde Shults’un tematik olarak ilgilendiği konular daha geniş bir kapsama ve daha “büyük” bir hikâyeye kavuşurken, yönetmenin ses ve kurguyla ilgili denemeleri de işçilik açısından iyice çarpıcı bir hâl alıyor. Müzik ve efektler neredeyse aralıksız birbirine eklenerek ses bandını dolduruyor. Ses bu filmde artık görüntüye eşlik eden bir unsur değil, görsel kurguyla birlikte tasarlanmış, seyirciyi karakterlerin duygu dünyasına çeken bir araç.

Shults ilk üç filminin kendisi için bir nevi şeytan çıkarma seansı olduğunu ve artık kişisel konulardan yola çıkarak yazmayı bırakacağını söylüyor. Dördüncü filminin ne olacağını henüz bilmiyoruz ama Amerikan bağımsız sinemasının yeni harika çocuğu olarak anılan, kimilerinin Cassavetes’le kimilerininse bir dönem setinde çalıştığı Terrence Malick’le kıyasladığı otuz bir yaşındaki Shults, günümüz sinemasının en çok gelecek vaat eden yönetmenlerinden birisi.


Krisha, MUBI Türkiye’de izlenebiliyor.

-->
© 2013-2022 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sepetim
Your cart is empty.

Looks like you haven't made a choice yet.