Şu An Okunan
İmajlarla Düşünmek

İmajlarla Düşünmek

Yort Kitap’ın sinema serisi kapsamında yayımlanan ‘İmajlarla Düşünmek’, okurlara akademisyen, yazar ve sinemacı Harun Farocki’nin düşünsel dünyasını yakından tanıma fırsatı sunan bir derleme.

Ateşi hâlâ iç kavuran ’68 Kuşağı’nın ateşli devrimcisi, sinemacı, eleştirmen, editör, akademisyen: Harun Farocki. Görüneni, ardındakini yadsımadan gören ve bunu bir bütün olarak sorgulayan Farocki’nin dünya genelinde, kendi kuşağının önemli isimlerine kıyasla daha az tanınması yalnızca şanssızlık olarak değerlendirilemez tabii. Zira okurun düşünsel yolculuğunda Harun Farocki’yle karşılaşabilmesi için birincil kaynaklara ulaşma imkânına ve zapt edilemez bir anlama ve anlamlandırma gayretine sahip olması gerekir.

Yayıncılık hayatına Kasım 2019’da başlayan Yort Kitap’ın sinema serisinde yerini alan ‘İmajlarla Düşünmek’, 2014 yılında kaybettiğimiz Harun Farocki’yle etraflıca tanışmanın koşullarını sağlamayı başarıyor. Farocki’nin imaj üzerine düşündüğü ve imaj üzerinden dünyayı anlamlandırdığı metinler, sinema okurları ve sosyal bilim öğrencileri için ufuk açıcı bir düşünsel kanal oluşturuyor.

‘İmajlarla Düşünmek’, sinema yazarı ve akademisyen Ahmet Gürata’nın ilk olarak Altyazı’da yayımlanan ‘Sönmeyen İmajlar’ yazısıyla başlıyor. Bu açılışta Gürata, Harun Farocki ile Ulus Baker arasında entelektüel bir akrabalık ilişkisi kurarak, ikilinin imaja dair düşünceleri arasında önemli bir karşılaştırma yapıyor. Okurun bu karşılaştırma sonucu yeni isimlere açılan kapılara alışması önemli çünkü ‘İmajlarla Düşünmek’te yer alan her metin Adorno’dan Foucault’ya, Barthes’tan Bazin’e eklemlenerek günümüze kadar uzanan bir teorisyen haritası çıkarıyor.

Çalışmanın ‘Nachdruck/Imprint’ bölümünde yer alan ‘Kurgu Odası Nedir?’, ‘Açı Karşı Açı: Filmik Değer Yasasında En Önemli İfade’, ‘Bresson: Bir Üslupçu’ gibi kronolojik olarak sıralanmış metinlerde Farocki, konvansiyonel ile radikal, imajın örttüğü “gerçek” ile imajın ortaya çıkardığı “hakikat” arasında ustaca mekik dokuyor. Bunu yaparken Farocki’nin amacı yeni olanı bulup çıkarmak ya da yepyeni bir imaj yaratmak değil: Aksine, bütün imajların çoktan kullanılmış olduğunu biliyor ve özellikle “kirli” addedilen, bir köşeye atılan imajları ve bu imajların yeni dizgilerle beraber yeni anlamlarına nasıl ulaşabileceklerini irdeliyor. Dolayısıyla montaj ve kurgunun anlamı Farocki ve okur için yeniden oluşmuş oluyor.

Bu noktada Farocki’nin sorgulama güdüsünü tetikleyen dinamik yazıları, doğası gereği daima hareketli, akışkan imajın tabiatına öykünüyor. İmajı anlamlandırma yolculuğunun başlı başına imaja dönüşmesi, Farocki’nin gerek sinema gerek yazın alanındaki çalışmalarının “anlaşılmaz” ya da “gerçekleştirilemez” şeklinde eleştirilmesine sebep olabilir: Ancak Farocki’nin kendisine yöneltilebilecek tüm eleştirileri, zengin filmografisi sayesinde kolayca püskürtebileceğini söylememiz gerek.

Farocki yeniden üretilen, ısrarla üretilmeyen, uyuşturan ya da itinayla kaçılan imgeleri anlamlandırma arzusuyla kovalarken, bu amaç uğruna hiçbir ifade etme yönteminden kaçınmıyor. Tam da bu sebeple muazzam bir örnek olarak duruyor karşımızda; bir eleştirmen, sinemacı, akademisyen ve yalnızca kafa yoran biri olarak. Kaleme aldığı metinlerde kimi zaman görsellerden yararlanıyor, kimi zaman da görseli kelimelerle somutlaştırma yoluna gidiyor. Bu titiz ve zorlu girişimin amacı, okurun görebilmesini sağlamak. Gelgelelim, okur için de bir o kadar zor bir deneyim bu: Zira Farocki nasıl işlediği yönünde bir süreden sonra düşünmemeye başladığımız beş duyumuzu, imajları anlamlandırmak uğruna, adeta yeniden organize ediyor. 

Kimi zaman biz, kimi zaman ben adına kaleme aldığı ‘Ne Yapılmalı?’ “projesi” ve Christa Bluminger’le oluşturduğu ve Adorno’dan Grafe’ye, montajdan portreye pek çok ismi ve kavramı maddeleştirerek irdelediği ‘Deneme Film İçin Bir Alfabe’ metinleri de Farocki’nin düşünsel haritasını, iç disiplinini ve sanat anlayışını anlayabilmek adına çok güçlü metinler. Bu açıdan ‘İmajlarla Düşünmek’ yalnızca Farocki’yi değil, Farocki’yle yakın dönemlerde kültürel ve siyasi düşünce sahasına inmiş teorisyen ve sinemacıları, özellikle de Godard’ı yeniden tanıma fırsatı sunuyor okura.

“Kelimelere güvenmediğiniz gibi imajlara da güvenmemelisiniz” diyor Farocki ve devam ediyor:

Mevcut dili eleştiren bir yazar olmadan edebiyat ya da dilbilimsel eleştiri olamaz. Yeni ve hiç görülmemiş imajlar aramak yerine, elinizdeki imajlar üzerinde çalışmalısınız; öyle ki, yeni bir şeye dönüşsünler. Bunu yapmak için çeşitli yollar mevcuttur. Benim yolum gömülü olan anlamı aramak ve imajların üzerindeki tortuyu temizlemektir.

‘İmajlarla Düşünmek’ boyunca hiçbir meslekle kesin olarak ilişkilendiremediğimiz Farocki, bu işi de en iyi ve doğru şekilde, kendisi yerine getiriyor: Ateşi hâlâ iç kavuran ’68 Kuşağı’nın ateşli devrimcisi, sinemacı, eleştirmen, editör, akademisyen; tüm bunlarla beraber ve tüm bunların ötesinde, bir arkeolog.

İmajlarla Düşünmek/Harun Farocki/Çev: Erdem Üngür/Yort Kitap/277 sayfa

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.