Şu An Okunan
Venedik Günlükleri 2019 #1

Venedik Günlükleri 2019 #1

76. Venedik Film Festivali, Altın Palmiye ödüllü Japon usta Hirokazu Koreeda’nın Catherine Deneuve ile Juliette Binoche’u bir araya getiren La Vérité’siyle açıldı.

Venedik Film Festivali son yıllarda Yerçekimi (Gravity, 2013), Birdman veya Cahilliğin Umulmayan Erdemi (Birdman or The Unexpected Virtue of Ignorance, 2014), Spotlight (2015), Âşıklar Şehri (La La Land, 2016), Suyun Sesi (The Shape of Water, 2017) ve Roma (2018) gibi iddialı yapımların prömiyerlerine ev sahipliği yaparak Amerikan ödül sezonunun başlangıcına işaret eder hâle geldi. Bu durum festivalin medya görünürlüğünü arttırıyor arttırmasına fakat dünya sinemasının daha fazla risk alan, çoğu zaman daha heyecan verici olan örneklerinin Venedik’te kendine yer bulması da giderek zorlaşıyor. Asya ve Avrupa sinemalarının en prestijli isimleri Cannes’ı tercih ediyor, anaakımın daha dışında duran keşifler için ise çoğunlukla Berlin programına bakmak gerekiyor. Açılışı dün yapılan 76. Venedik Film Festivali bu açıdan bir nebze daha zengin bir seçki sunuyor gibi görünüyor, en azından kâğıt üstünde. Uzun bir aradan sonra ilk kez Amerikan yapımı iddialı bir stüdyo prodüksiyonu değil de Japon bir yönetmenin küçük ölçekli bir çalışması açılış filmi olarak gösteriliyor, yarışmada görece az sayıda Oscar favorisi bulunuyor ve jürinin başkanlığını günümüzün en benzersiz ve cesur sinemacılarından biri olan Arjantinli yönetmen Lucrecia Martel üstleniyor.

Geçen yıl Cannes’da Altın Palmiye kazanan Japon usta Hirokazu Koreeda, Catherine Deneuve ve Juliette Binoche’u bir araya getiren yeni filmi La Vérité’yle ilk kez ülkesi dışında çalışıyor ve çoğunluğu Fransızca olan bir filme imza atıyor ama klasik bir Koreeda filmiyle karşı karşıya olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yönetmenin hemen her filmi gibi La Vérité de karmaşık ve sorunlu aile ilişkilerini gösterişe kaçmadan, tüm karakterlerine derin bir hümanizmle yaklaşarak ele alıyor. Pek çok mizahi dokunuş içeren ama giderek daha dokunaklı ve psikolojik açıdan şaşırtıcı hâle gelen bir film bu. Öykünün çıkış noktası son derece bilindik aslında; Binoche’un canlandırdığı Lumin, ünlü bir aktris olan annesinin piyasaya yeni çıkan ‘Gerçek’ isimli otobiyografisini kutlamak üzere uzun bir aradan sonra ailesiyle birlikte Fransa’ya dönüyor. Deneuve’ün canlandırdığı Fabienne’ın kariyerini her şeyin önüne koyan, kızını ihmal etmiş, benmerkezci bir aktris olduğunu ve yaşlandığı için kariyerinin düşüşe geçtiğini kabullenmekte zorlandığını öğreniyoruz. Ama Koreeda bu öykünün zemin hazırladığı “canavar anne ve kurban kızı” gibi basit bir zıtlık kurmaktan özenle kaçınıyor. Filmdeki herkesin hayatta yaptıkları seçimler için kendilerince haklı sebepleri var, bütün karakterler hem kırılgan hem de kırıcı olabiliyorlar. Fabienne ve Lumin’in ortak geçmişlerine dair hatıraları birbiriyle çelişiyor ve gerçeğin ne olduğu belirsizliğini koruyor. Fakat bu, iki karakter arasında sözgelimi Bergman’ın Güz Sonatı’nı (Höstsonaten, 1978) anımsatan yoğun bir hesaplaşma yaşanmasına ya da baş edilmesi güç bir duygusal yükün ortaya çıkmasına sebep olmuyor. Koreeda’dan alışkın olduğumuz inceliğe ve zarafete sahip, insanı gülümsetirken düşündüren, izleyicinin duygularını manipüle etmeksizin sakince etkileyici olabilen bir film söz konusu. Fabienne’ın torunuyla kurduğu dostlukta ya da Lumin’in Amerikalı eşiyle yaşadığı sorunlarda, karakterler hakkında ilk edindiğimiz izlenimleri değiştirecek detaylar bulmak mümkün. Öykü ilerledikçe fark ediyoruz ki bize sunulan her ipucuna ikinci bir açıdan bakmak, aynı durumu iki karakterin perspektiflerinden farklı farklı yorumlamak mümkün.

La Vérité’nin başarısında âdeta tüm kariyerini taçlandıran bir performans sergileyen Catherine Deneuve’ün katkısı ise çok büyük. Zira izleyicide kolaylıkla nefret uyandırabilecek ya da “yaşlanan diva” klişesine dönüşebilecek bir karakteri, tüm zaafları ve insancıllığıyla çok boyutlu hâle getirmek ciddi ustalık gerektiriyor. Deneuve, hem Fabienne’ın rol aldığı film içindeki filmin (‘Annemin Hatıraları’ isimli bu film, Koreeda bir bilimkurgu çekse sonuç nasıl olurdu sorusunun yanıtı gibi âdeta) çekildiği sahnelerde hem de karakterin özel yaşamını betimleyen ev sahnelerinde yüz ifadesindeki en küçük değişimlerle filme yeni katmanlar eklemeyi başarıyor. Ödüller hakkında fikir yürütmek için henüz çok erken ama Deneuve’ün Venedik’ten ikinci bir Volpi Kupası’yla dönmesi kimseyi şaşırtmayacaktır. Efsanevi yıldızın kendisi kadar ünlü bir aktrisi canlandırması, film setleri ve sinema endüstrisi hakkında kimi hoş esprilere de ortam hazırlıyor, hattâ Brigitte Bardot hakkında bir repliğin basın gösteriminde salonu hayli güldürdüğünü ve alkışlara sebep olduğunu not düşebiliriz.

La Vérité’nin İngilizce ve Fransızca diyalogları bir araya getirmesi, oyuncuların kimi sahnelerde yabancı bir dil kullanmak zorunda kalmaları ilk başta bir ölçüde yadırgatıcı olabilir. Fabienne hakkında katı bir fikre sahip olduğumuz ilk bölümlerin fazla tanıdık olduğu da söylenebilir. Ama filmin temelindeki insan ilişkileri derinleştikçe bu küçük pürüzler hemen kayboluyor ve Koreeda dokunuşu varlığını kısa sürede hissettiriyor.

Venedik Günlükleri 2019 #2

Venedik Günlükleri 2019 #3

Venedik Günlükleri 2019 #4

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.