Şu An Okunan
Ceylan Özgün Özçelik ile Ankebût üzerine söyleşi: İşgal ve Şifa

Ceylan Özgün Özçelik ile Ankebût üzerine söyleşi: İşgal ve Şifa

58. Ann Arbor Film Festivali’nde Ceylan Özgün Özçelik’in deneysel kısası Ankebût da ilk kez izleyici karşısına çıktı. Özçelik, Ankebût üzerine sorularımızı yanıtladı.

Fotoğraf: İsmail Tarhan

Cadı Üçlemesi’nin ikinci filmi 15+ orta metrajlı bir deneysel belgesel olarak planlanmıştı. Ankebût üçlemeden bağımsız bir kısa film mi, yoksa 15+’yla bağlantılı mı?
Cadı Üçlemesi kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddete dair şifa öyküleri anlatan üç filmden oluşuyor. Her birinin biçimleri, türleri ve karakterleri farklı. Bir kız çocuğunun karabasanına ortak olduğumuz 13+ kurmaca bir kısa film (Üçlemenin ilk filmi). Bir bayram gecesinde geçen 18+ fantastik bir uzun metraj (Üçlemenin son filmi olacak). Şiddet görmüş kadınların bize cezaevlerinden seslendiği 15+ ise deneysel bir belgesel (Üçlemenin ikinci filmi). 2018’de üçleme fikri doğduğunda 15+’yı orta metraj olarak tasarlamıştım. Ancak çekim yolculuğunda kadınların ve anlatının daha fazla zamana ihtiyacı olduğunu anladım. 15+ şimdilerde kurgu masasında uzun metraj bir belgesele dönüşüyor. Daha önce belgesel yapmamıştım. 15+’ya hazırlanmak için kısa bir deneme yapmak istedim. Ankebût böyle ortaya çıktı. Yapımcım Armağan Lale’yle filmi festivallere göndermek gibi bir niyetimiz yoktu. Hattâ şöyle düşünmüştük: Uzun belgeselimiz 15+’yı tamamlayıp seyirciyle buluşacağımız zaman bu kısa videoyu eşzamanlı olarak müzelerde, galerilerde gösterebiliriz. Ancak uzun belgeselin süreci yoğunlaştıkça ve görsel dünyası netleştikçe Ankebût’un bağımsız bir kısa film olduğunu gördük. Deneysel sinemada kendi yolculuğu olması gerektiğine inandık. Nihayetinde Ankebût üçlemenin bir parçası değil, mutlak kız kardeşi.

Filmde kâbuslarını anlatan Name Öztürk’e nasıl ulaştınız?
2019 başında dava dosyaları okumaya, 2019 Mayıs ayı itibariyle de gördüğü şiddete karşı kocalarını öldürmek zorunda kalmış kadınları cezaevlerinde ziyaret etmeye başladım. Name Öztürk’ü 15+’nın danışman avukatlarından Diren Cevahir Şen aracılığıyla tanıdım. Name’nin belgeselde bizimle olmasını çok istiyordum. Üç yıldır tutukluydu. Onu ilk kez istinaf duruşmasında gördüm. Dosyasını, raporları, her şeyi okumuştum. Hamileyken kanlar içinde polise gittiğini, polisin ona “Sen hamilesin, kadınlık görevini yerine getiremiyorsun” dediğini, rapor tutmayıp eve geri gönderdiğini… Anne babasının evine dönmek için onlara yalvardığını ama onların “Buradan gelinlikle çıktın, kefeninle geri dönersin” dediğini, intiharı denediğini ve ağır depresyon teşhisiyle hastanede tutulması gerekirken kocası tarafından zorla eve sürüklendiğini, sekiz yıl boyunca kocasının ona uyguladığı şiddetin detaylarını… Hepsini bilerek girdim duruşma salonuna. Bilmenin ağırlığıyla. Salondaki tüm kadınlar ona seslendik aynı anda. Name bize döndü. Gülümsedi. Bakışı, o an orayı yıkacak ve yeni bir dünya inşa edecek kadar kudretliydi. Hafızama kazındı. Tahliye kararı çıktı. Dışarıda görüştük. Öyle etkileyici biri ki! Name’ye hayranım. Ona bir kısa video yapmak istediğimi anlattım. Cezaevindeyken gördüğü ve artık peşini bırakan bir kâbusu anlatmasını rica ettim. Evinde bir odaya kapandı ve cep telefonuna kaydetti sesini. Sonra bana gönderdi. Name ses kaydını gönderdiğinde Selda’yla (Taşkın) beraber kurgu masasındaydık. Yedi dakikalık kaydı beraber dinledik. Name’nin sesi durmaksızın yeniden yeniden dönüyordu. Yerimizden kalkamadık. Hiçbir şey yapamadık bir süre.

Ankebût

Aynı zamanda Kuran’da bir surenin ismi olan ‘Ankebût’ kelimesi ‘örümcek’ anlamına geliyormuş. Filmin sonlarında, tıpkı 13+’da olduğu gibi örümcek ağı ve örümcek imgeleri karşımıza çıkıyor. Örümcek imgesi ve Cadı Üçlemesi arasındaki bağdan bahseder misiniz?  
Name kâbusları yıktı, sadece düşleri örüyor artık. Ankebût, Name’nin zihninde tekrar eden şiddet dolu imgelerle ve seslerle vedalaşıyor. Onun sesiyle beraber mucizeyi arıyor. Örümcek hem Ankebût’taki hem de Cadı Üçlemesi’ndeki karşılığını mitlerde ve inanışlarda buluyor. Örümceğin yaratıcı ve yok edici olarak görüldüğü sayısız kültürde… Örümceğin cadılıkla da çok güçlü bağları var. Yıkmak, yok etmek ve yerine yenisini kurmak, ağlarını örmek… Kendi yuvasını, bahçesini, ormanını kendi inşa etmek.

Filmin görsel ve işitsel dünyasını kurarken nasıl bir yol izlediniz? 13+’da olduğu gibi aslında “özgürleştiren” bir kâbustan bahsedebilir miyiz? 
Name kendini cezaevinde “dışarısına” göre daha güvende hissettiğini söylemişti. Dışarıdayken sistematik işkenceye, tecavüze ve ölüm tehdidine maruz kalan çoğu kadın kendini cezaevinde daha güvende hissediyor ne yazık ki. Önceki hayat (dışarısı) cehennem. Ankebût öncelikle bu nedenle 4:3. Üst üste imgeler, tekrar eden imgeler, ters dönen imgeler… Gündelik hayatta gözün görmeye alıştığı kız çocuğu oyuncakları, vitrin mankenleri, reklam giydirmeleri… Name’nin mahkeme dosyasından, sağlık raporlarından parçalar… Hepsi şiddetin döngüsüne dair. Filmin kaotik bir görsel-işitsel dünyası var. Her şey aşırı hızlı. Ses bandında da aynı anda birbirinden çok farklı sesler ve ezgiler bir araya geliyor. Name’nin sesi yer yer güçleniyor, yer yer kayboluyor. Müzisyenimiz Ekin Fil. Ses tasarımcılarımız Fatih Rağbet ile Eli Haligua. Kaygı’da da beraberdik, Cadı Üçlemesi’nde de beraberiz, Ankebût’ta da! Name’nin dediği gibi bir “işgal”in içindeyiz. Görsel-işitsel yapı tamamen bu “işgal” üzerine kurulu. Ve nihayetinde ferahlama, şifalanma… Yüzde yüz bir iyileşme değil belki ama evet özgürleşme. 

Ankebût’un prömiyerini yapacağı Ann Arbor Film Festivali, Korona virüsü salgını nedeniyle filmi online olarak paylaşmaya karar verdi. Bu konudaki düşünceleriniz neler? Bu kararın filmin yolculuğunu nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?
“Normal”e ne zaman döneceğimiz bilinmediği için şu anki olağanüstü koşullar biz sinemacıları neye yönlendiriyorsa onu yapıyoruz sanırım. Filmleri yaparken hayalimiz hep beraber sinema salonlarında izlemek şüphesiz. Bu dönemde –nasıl olursa olsun– filmlerin seyirciyle buluşabilmesi en kıymetlisi. Ne zaman dışarı çıkabileceğiz, ne zaman sarılabileceğiz? Hiçbir soruya verebileceğimiz net bir yanıtımız yok ve bu çok ürkütücü. Bu bilinmezlikte sürecin getireceklerine göre film yapma pratiklerimiz ve festival algımız değişecek, değişiyor. Yeniden sinema salonlarında bir araya gelene dek Ankebût’un yolculuğu da başka birçok film gibi internette devam edecek gibi görünüyor.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.