Şu An Okunan
Yola Devam: Bir Vedanın Hüznü

Yola Devam: Bir Vedanın Hüznü

Panah Panahi’nin ilk uzun metrajı Yola Devam bir vedanın arifesinde, seyirciyi üç kuşaktan İranlı karakterlerin dünyasına davet eden bir yol filmi. Bozkıra, yola ve yolculuğa yaklaşımıyla İran sineması geleneğini sürdüren film, maharetli fakat kafası biraz karışık bir genç yönetmeni müjdeliyor.

Bunalıyoruz çocuk, bunalıyoruz

Biçim veremediğimiz şeylerin

Biçimini alıyoruz.1

İran sinemasının 90’lı yıllardaki yükselişinin temel taşlarından biriydi Cafer Panahi. Bir süre sonra rejimin gadrine uğrayıp cezalara çarptırıldı, film çekmesi yasaklandı ama o koşullar altında da yeni filmler üretmeye devam etti. Belli ki bu dönemde bir yandan da oğlunu yetiştirmiş. Baba Panahi’nin “yasaklıyken” yönettiği 2018 tarihli 3 Hayat (Se rokh, 2018) filminin kurgusunu yapan oğul Panah Panahi, geçen yıl ilk uzun metrajıyla Cannes Film Festivali’nde boy göstermişti. Film, büyük övgüler almasa da bir ilk film olarak olumlu karşılanmışa benziyor. Yola Devam (Jaddeh Khaki, 2021) seyirciyi üç kuşak İranlının dünyasına davet eden bir yol filmi. Filmin son bölümüne kadar, bir arabayla yol kat eden beş canlık çekirdek aileyi takip ediyoruz. Ayağı alçıda olan baba, hüzünlü olduğunu anladığımız anne, kontrol edilemez hareketlilikte ve zekâda ufak oğlan, belli ki dertli büyük oğlan ve ölmek üzere olan yaşlı bir köpekten mürekkep bu aile ilk başlarda turistik bir geziye çıkmış gibi görünse de, meselenin İran’la ilgili olduğu bir süre sonra su yüzüne çıkıyor. Yazının bundan sonrası, izlememiş olanlar için sürpriz bozan ifadeler içerecek. Bırakmak için tam zamanı.

Ailenin büyük oğlu İran’da yaşamak istemediği için ülkeyi yasadışı yollardan terk etmeye karar vermiştir. Aile de onu kaçıracak şebekeye vermek için evlerini ve arabalarını satmak zorunda kalmıştır. Tanık olduğumuz yolculuk bir yanıyla vedayı, diğer yanıyla da yeni bir başlangıcı temsil etmektedir. Panah Panahi, seyircisini karakterlerinin ruh hâllerine ve bunu biçimlendiren ülke koşullarına ikna etmeyi başarıyor. Yazının girişinde andığım şiirdeki gibi, hayatlarını özgürce biçimlendirme hakkı ellerinden alınanların, kendilerine dayatılanın biçimine bürünmek zorunda kaldıkları bir ülkenin içinden geçip gidiyor yol. Tabii bunu biraz da İran’a dair kendi bilgilerimizle harmanlayarak anlıyoruz. Ama annenin hüznünde, büyük oğlun durgunluğunda, babanın vurdumduymazlığında, küçük çocuğun secdeye varma merakında vücut buluyor bu durum. Vedanın zorunluluğu bir kez bile sorgulanmıyor. Anne ve baba belli ki ülke dışında bir hayatın oğulları için daha iyi olacağına inandırmışlar kendilerini. Panahi bir ailenin öncesini, sonrasını ve günlük rutinini hangi koşullarda yaşadığını göstermeden, ailenin havada asılı kalan yüzüyle karşılıyor seyirciyi. Bu vedanın mümkün olabileceğine ikna ediyor bizleri.

İkna edemediği şey, bu mümkünü gösterme biçimleri. Örneğin hâl ve tavırlarından, altlarındaki arabadan, günlük hayatlarına dair söylediklerinin satır aralarından yoksul bir aile olmadıklarını anlıyoruz. Yani oğlanın ülkeyi normal yollardan terk etmesi imkânsız değilmiş gibi geliyor. Bizim bilmediğimiz, perdenin dışında bir yerlerde “yasal” bir sorun ihtimali olabilir. Film buna dair bir ipucu vermiyor açıkçası ama yine İran’a dair bilgimizle böyle bir ihtimali göz ardı etmeden devam ediyoruz yolumuza. Ülkeyi terk etme sürecinin bir tür panayıra dönüştürüldüğü final bölümüne üretecek bir mazeretimiz yok. Ailenin büyük oğlanı kaçakçılara teslim edip beklemeye koyulduğu kamp alanı bir tür uğurlama alanı gibi. Cep telefonlarının evde bırakıldığı, yüzü maskeli adamların motosikletlerle gizem yarattığı bir atmosferde, evlatlarla son bir veda için kamp alanı inşa edilmiş olması biraz saçma duruyor açıkçası.

Biçimi Kaybeden Öz

Yola Devam, adıyla müsemma bir yol hikâyesi demiştik. Filmin yolla kurduğu ilişkiye biraz bakmakta yarar var çünkü yukarıdaki sorun buradan kaynaklanıyor gibi görünüyor. Panahi, açılış sahnesinden itibaren yolu ve kadraja sığdırdığı manzarayı fazla “turistik” bir bakışla kurguluyor. Çöller, tarlalar, sisler, dereler, dağlar, tepeler bir süre sonra İran’a dair bir rehbere dönüşüyor. Sanki yolun kendisine kaptırıp hikâyeyi geride bırakmış gibi… Görsel dünyanın olanaklarını hikâyenin içeriğiyle dolduramayınca, kadrajın içindeki kimi anlar anlatıya hizmet etmeyince boşluklar çıkıyor ortaya. Yönetmenin görsel atmosfer için seçtiği biçimle hikâyedeki öz birbirinden kopuyor. Öz, biçimi kaybediyor.

Filmin bize tanıdık gelen yönleri de var öte yandan. Bozkır hissi ve buna eşlik eden piyano melodisi fazlasıyla Nuri Bilge Ceylan’ı, özellikle Kış Uykusu’nu (2014) çağrıştırıyor. Babaya, anneye ve büyük oğlana sabitlenip duran kamera, zamanı da durduruyor kimi yerlerde. Bu durma anlarının Kış Uykusu’nun hissini, Ahlat Ağacı’nın (2018) kadrajlarını fazlasıyla hatırlattığını düşündüm izlerken. Bunda bir sorun yok. Başta Abbas Kiarostami olmak üzere İran sinemasının ustalarından etkilendiğini saklamayan Nuri Bilge’nin estetiğinin, yeni bir form alıp başladığı yere dönmesi diyalektik bir süreç olarak bile görülebilir! Ama Abbas Kiarostami, Nuri Bilge Ceylan ve Cafer Panahi’nin seviyelerine ulaşmak için hayli çalışması gerekiyor yönetmenin.

Son olarak, küçük oğlanı canlandıran çocuk oyuncu Rayan Sarlak’a bir parantez açalım. Canlandırdığı karakterin haraketliliği ile oyunculuk sabrı arasındaki çelişki hayranlık uyandırıcı. Çünkü filmdeki karakter ele avuca sığmaz bir çocuk. Yönetmen Panahi, araba içi sahneler başta olmak üzere birçok kez, Sarlak’ın da olduğu yerlerde hayli uzun planlar çekmiş. Sarlak bütün bu planlarda gayet sabırlı bir tavır gösteriyor ve sıkılmadan kalkıyor görevinin altından. Yola Devam, maharetli ama kafası biraz karışık bir genç yönetmeni müjdeliyor bizlere. Bu karmaşanın bir noktada dinginleşip sakinleşeceğini, oradan belki de olgunluğa evrileceğini temenni ederek bitirelim.


Not

1 Şükrü Erbaş, Bütün Şiirleri (Kırmızı Kedi Yayınları, 2020).


Yola Devam, Başka Sinema salonlarında gösterimde.

© 2013-2022 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sepetim
Your cart is empty.

Looks like you haven't made a choice yet.