Şu An Okunan
Beden ve Ruh: Maria, Ende ve Bir Rüya

Beden ve Ruh: Maria, Ende ve Bir Rüya

Beden ve Ruh

Altın Ayı ödüllü Beden ve Ruh aynı rüyayı görerek yakınlaşan Maria ve Ende arasındaki sıradışı ilişkiyi anlatıyor. Macar yönetmen Ildikó Enyedi, travmatik deneyimlerle boğuşan karakterlerinin hikâyesini yumuşak bir üslupla ele alsa da, bir mezbahada filizlenen bu aşkın toz pembe bir öyküsü olamayacağı açık.


Bu yazı, Altyazı’nın Nisan 2017 tarihli 171. sayısında yayımlanmıştır.


Beden ve Ruh (A Teströl és Lélekröl), etrafı karla kaplı bir gölün çevresinde iki geyiğin dolandığı bir sahneyle açılıyor. Daha sonra, film boyunca çeşitli varyasyonlarını gördüğümüz bu sahnenin, iki karakterin paylaştığı bir rüya olduğunu öğreniyoruz. Filmin bir rüyayla başlaması manidar; zira bu şaşırtıcı filmin pek çok bölümünde karakterlerin öncelikle zihinlerinde oluşturdukları fikirlerin adım adım gündelik hayata sızışına, bir nevi vücut buluşuna tanıklık ediyoruz. Kimi zaman, geçmişte yaşanan ve insanın kişiliğinde derin bir iz bırakan bir travma ‘olağandışı’ davranışların kökeni olarak çıkıyor karşımıza, kimi zamansa o travmayı aşmaya kararlı bireyin diğer herkes gibi yaşamayı öğrenme sürecine şahit oluyoruz.

Macar senarist ve yönetmen Ildikó Enyedi, biri fiziksel diğeri ise zihinsel engelli iki karakteri alışılmadık bir aşk hikâyesinde bir araya getiriyor. Üstelik bu hikâyeyi akla gelebilecek en rahatsız edici mekânlardan birine, bir hayvan kesim ve et işleme tesisine taşıyor. Dolayısıyla her türlü provokasyona açık, bıçak sırtı bir çıkış noktası var filmin. Enyedi’nin yaklaşımı ise şefkatli, incelikli ve mizah dolu. Tesisin kalite kontrol bölümünde çalışmaya başlayan Maria, insanlarla iletişim kurmakta zorlanan, temizlik ve düzen konusunda takıntılı, hafızası garip ölçüde güçlü, sayılarla arası çok iyi olan bir kadın. Maria’nın otizm spektrumunda yer aldığını düşünmek mümkün fakat özellikle fiziksel temastan ürkmesi ve erkeklerle hiçbir ilişkisinin olmaması sebebiyle karakterin taciz sonrası travma yaşadığı da düşünülebilir. Film, Maria’nın davranışlarına basit bir açıklama getirmekten itinayla kaçınıyor, onu ‘kurban’ olarak tanımlamayı reddediyor. Finans müdürü Ende’nin ise bir elini kullanamamasına sebep olan fiziksel bir engeli var. Bir hırsızlık olayı nedeniyle tüm çalışanlar sorgulanınca başta pek de anlaşamayan bu iki karakterin her gece birbirlerinden habersizce aynı rüyayı gördükleri ortaya çıkıyor ve bu vesileyle daha sık görüşmeye, konuşmaya başlayan Maria ve Ende –ürkek adımlarla da olsa– giderek yakınlaşıyor.

Beden ve Ruh

Filmin başında rüyanın önce zihinde belirip sonra fiziksel dünyaya taşmasına benzer şekilde, Maria’nın bütün kararları ve tercihleri de tereddütler arasında belli belirsiz fikirler olarak ortaya çıkıyor ve ancak ondan sonra davranışlarında karşılık buluyor. Anlık kararlar veren, düşünmeden hareket edebilen, plansız yaşayabilen bir insan değil Maria. Onun için aşk soyut bir fikir, aşkın nasıl yaşanacağıysa yavaş yavaş öğrenilecek bir bilinmezlik. Usul usul kabuğunu kırdığı süreç boyunca Maria yalnızca aşkı değil, daha önce yaşamadığı pek çok tensel hazzı da ilk kez tadıyor. Parka gidip çimlere uzanıyor, elini patates püresine daldırıyor. Bir dükkâna gidip onlarca müzik albümünü üst üste dinliyor. Ildikó Enyedi, iki karakterin aynı rüyayı görmesine bir açıklama getirmiyor; bu durumu filme fantastik bir ton eklemek için de kullanmıyor. Bunun yerine rüya, Maria’nın zihnindeki engelleri aşıp somut dünyayı keşfetme yolculuğunun başlangıç noktası olarak anlam kazanıyor.

Cinsiyetçiliğin Cinsiyeti

Söz konusu travma ve travmayı aşma süreci Beden ve Ruh’un kavramsal olan belkemiğini oluşturuyor, ancak filmin daha elle tutulur meseleleri de var. Maria’nın çoğunlukla erkeklerin çalıştığı, oldukça maço sayılabilecek bir ortamda bir kadın olarak karşı karşıya kaldığı muamele düşündürücü. Ildikó Enyedi işyerinde yaşanan cinsiyetçilikle ilgili tespitlerde bulunurken de aynı nüanslı ve ölçülü üslubunu koruyor. Filmde kadınların hayatını cehenneme çeviren canavar erkekler yok ama kadınları küçümseyen ve nesneleştiren bakış açısı erkeklerin en gündelik davranışlarına, öğle yemeğindeki basit sohbetlerine kadar işlemiş. Sıradan insanların hiç farkına varmadan, iyi niyetle söyledikleri şeylerde bile bu sorunlu yaklaşımın izlerini görmek mümkün. İlk görüşte ne kadar kaba olduğunu anladığımız yeni işçiden, eğitimli oldukları varsayılabilecek tesis müdürlerine kadar herkesin davranışlarında aynı tutum varlığını sürdürüyor. Çalışanlarla görüşmeye gelen kadın psikoloğun kıyafetleri ve memelerinin biçimi, erkek karakterlerin sohbetlerinde uzun uzun tartışılıyor örneğin.

Yönetmenin mizahi bir dokunuşla filme eklediği bir diğer önemli nokta da cinsiyetçiliğin sadece erkeklerin söz ve davranışlarında değil, kadınların hareketlerinde de gözlemlenmesi. Bütün film boyunca Maria hakkında en cinsiyetçi lafları sarf eden karakter, tesisteki erkeklerden biri değil de, temizlik işleriyle uğraşan yaşlı kadın oluyor. Dolayısıyla yönetmenin, çalışma ortamındaki cinsiyetçilik meselesini basit bir ‘kurban kadınlar ve tacizci erkekler’ ikilemine indirgemediğini, fiziksel ve sözlü tacizin yanında konunun pek çok farklı boyutuna da el attığını vurgulamak gerek.

Beden ve Ruh

Aslında filmin şefkatli dokusunu, ‘yumuşaklığını’ da sorgulamak gerekiyor belki. Tacizden, travmalardan, zihinsel ve fiziksel zaaflardan yola çıkan bir filmin daha cesur, daha agresif olması beklenebilir. Bu yazıda övgüyle bahsedilen ince, provokasyondan uzak yaklaşım sebebiyle Beden ve Ruh’un, karanlık meseleleri fazla allayıp pulladığı ve suya sabuna dokunmaktan kaçındığı söylenebilir mi? Yönetmenin üslubu filmin temelindeki karanlık meselelerin hakkını veremeyecek kadar çekimser mi? Gerçekten de karakterlerin zihinsel ve fiziksel zaaflarını, özellikle Maria’nın takıntılarını mizah malzemesi yapmak, eldeki riskli malzemeyi ‘hoş’ bir aşk hikâyesi anlatmak için kullanmak kimi izleyicileri rahatsız edebilir. Fakat bu noktada Enyedi’nin farklı ruh hâlleri ve tonlar arasında ince bir çizgide yürüdüğünü, filmin dokusunu sürekli değiştirerek izleyiciyi şaşırttığını belirtmek lazım. Enyedi meseleyi yumuşak bir üslupla ele almakla birlikte, işlerin o kadar da basit ve hoş olmadığını izleyiciye anımsatmayı da ihmal etmiyor. Maria ve Ende aynı rüyayı gördüklerini anlayıp bir nebze yakınlaştıktan sonra ilişkileri toz pembe ilerlemiyor, kimi anlaşmazlıklar ve sorunlar ortaya çıkıyor. Maria’nın müzik dinleyip çimlerde uyukladığı aydınlık bölümlerin hemen ardından filmin en kanlı, seyri en zor sahnesi geliyor. Paylaşılan rüyanın güzelliği uzun uzun perdeyi meşgul edemiyor, çünkü sabah olup çalışma saatleri geldiğinde gördüğümüz kesilen hayvan görüntüleriyle rüya sahneleri sert bir kontrast oluşturuyor.

Beden ve Ruh, hem psikolojik derinliği ve tematik zenginliği sayesinde izleyicinin zihnini hayli meşgul eden, hem de şık görüntü yönetimi (özellikle de çarpıcı ışık kullanımı) nedeniyle büyük perdede seyir keyfi veren bir film. Geçtiğimiz şubat ayında Berlin Film Festivali’nde ana jürinin yanı sıra eleştirmenler jürisinden de ödül alan, hatta Kiliseler Birliği’nin ve halk jürisinin de ödüllerini toplayan film, yılın en özgün, şaşırtıcı ve düşündürücü çalışmaları arasında kuşkusuz.


Beden ve Ruh, 18 Temmuz 2021 tarihinden itibaren MUBI Türkiye’de izlenebiliyor.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.