Eleştiriler

İklimler: Mesafenin Tanımlanamaz Ağırlığı

Nuri Bilge Ceylan İklimler’de karakterlerini ilk kez kentler arasında yolculuğa çıkarır. Ancak mekânlar değişse de, karakterlerin arasındaki mesafe kapanmaz.

Üç Maymun: Hiçbir Şey Olmamış Gibi Yaşamak

Geçmişle yüzleşemeyen karakterler etrafında kurulu Üç Maymun, hesabı sorulmayan her şeyden kötü kokuların çıktığı karanlık bir erkek dünyası tasvir eder.

Uzak: Merkezin Çevreye Uzaklığı

2003’te Cannes’da Jüri Büyük Ödülü kazanan Uzak, takip eden dönemde Avrupa’nın pek çok ülkesinde vizyona girmişti. Nuri Bilge Ceylan’ın bu üçüncü uzun metrajına yönelen uluslararası ilgide, filmin klasik merkez-taşra karşıtlığı ve merkezden uzakta bir sanatçı olmak üzerine tartışmaya olanak tanımasının da payı vardı.

SİYAD Ödülleri
Nasipse Adayız: Beyoğlu Doktorunu Arıyor!

Ercan Kesal, belediye başkanlığına aday olan Doktor Kemal Güner’in bir günü üzerinden, hayatın her alanına sirayet etmiş iktidar dilenciliğini etkileyici bir üslupla perdeye taşıyor.

Sarmaşık: İktidar Alabora

Sarmaşık, bir gemide kapana kısılan altı kişinin arasındaki iktidar pozisyonlarının kayganlaştığı, her türlü hiyerarşinin sorgulanır hâle geldiği bir karanlık deniz öyküsü.

Amerikan Senaristler Birliği Ödülleri
Borat 2: Sacha Baron Cohen Trump’a Karşı

Sacha Baron Cohen’in canlandırdığı Borat, on dört yıl aradan sonra Borat Subsequent Moviefilm’le geri döndü.

Pazar – Bir Ticaret Masalı: Bitmeyen Döngü

Pazar: Bir Ticaret Masalı bir taşra kasabasında yaşayan, ‘yırtmak’ için elinden gelen her şeyi yapan sıradan bir karaborsacının öyküsünü anlatıyor.

Borg McEnroe: Bir Rekabetin Portresi

Borg McEnroe, tenis tarihinin en ünlü maçlarından birini, İsveçli Björn Borg ile ABD’li John McEnroe’yu karşı karşıya getiren 1980 Wimbledon finalini ve öncesinde yaşananları anlatıyor.

Normal People: Normalliğin Sancıları

Normal People, iki başkarakterin yıllara yayılan ilişkisini küçük anlara odaklanarak anlatırken tensel bir sinema anlayışını benimsiyor.

Günler: Bedensel Tereddütler

Tayvan sinemasının en büyük isimlerinden Tsai Ming-liang’ın yeni filmi Günler, yönetmenin sinemasına aşina olanlara bir eve dönüş hissi vaat ediyor. Onunla ilk kez tanışacaklar içinse, kendinden başka hiçbir şeye benzeyen bir yere açılan davetkâr bir kapı Günler.

Nomadland: Ufkun Ardında, Yolun Sonunda

Chloé Zhao’nun Jessica Bruder’ın kitabından uyarladığı Nomadland, gelip geçiciliğin hüküm sürdüğü bir dünyada hayatta kalmaya dair gerçekçi olduğu kadar şiirsel bir hikâye anlatıyor.

Persona: Birleşen Yüzler

Hem bir beyaz yalanlar şerididir Persona, hem de çok temel bir hakikati temsil ettiğine dair güçlü bir inanç uyandırır.

Ertesi Gün: Ağırbaşlı ve Düşündürücü

Hong Sang-soo, Ertesi Gün’de sinemasının ilk dönemini hatırlatır biçimde erkek karakterin perspektifine ağırlık vermeyi seçiyor. Ertesi Gün, kariyerinin en üretken dönemlerinden birini geçiren yönetmenin en iyi filmlerinden.

Dorian Gray’in Portresi: Rasyonel Dokunuşlar

Oscar Wilde’ın defalarca kez sinemaya uyarlanan zamansız klasiği, perdedeki en etkileyici karşılıklarından birini Albert Lewin imzalı, 1945 yapımı filmde bulur. Görüntü yönetimi dalında Oscar kazanan film, Wilde’ın kendisini de lanetli ve kudretli bir mistik güç olarak anlatıya dâhil eder.

Matangi/Maya/M.I.A.: Yaratıcı Karmaşa

Yönetmenliğini Steve Loveridge’in üstlendiği Matangi/Maya/M.I.A., rap yıldızı M.I.A.’in hayatına tanıklık eden bir belgesel.

Postacının Beyaz Geceleri: Hayal mi Gerçek mi?

Andrey Konchalovskiy’ye 71. Venedik Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran Postacının Beyaz Geceleri, gerçek ve gerçeküstü, belgesel ve kurmaca arasında gidip gelen, bir noktada tüm bunların anlamını sorgulayan bir film.   

Fargo: Uçan Daireler ve Sisifos Söyleni

Coen Kardeşler’in modern klasiğini farklı bir öyküyle ama ruhunu ve kara mizahını koruyarak ekrana uyarlayan Fargo ikinci sezonunda arka plana Reagan dönemini, yeni sağın yükselişiyle kendini güncelleyen Amerikan Rüyası’nı ve Amerikan tarihindeki katliamları yerleştiriyor.

anne!: İlham Perisinin Gözünden

Darren Aronofsky’nin kadın ve erkek, kadın ve doğa, erkek ve tahakküm üzerine son filmi, bir büyük stüdyonun elinden uzun süredir çıkan en cesur ve riskli yapım olabilir. anne! 74. Venedik Film Festivali’ndeki ilk gösteriminden beri seyircileri ve eleştirmenleri ikiye bölmeye devam ediyor.